İçeriğe geç
39. Bölüm

Helâl Rızık – Salih Amel Münasebeti

Soru: Bir âyet-i kerimede, “Siz ey peygamberler! Helâl ve temiz şeylerden yiyip için, salih amel işleyin! Zira Ben yaptığınız her şeyi bilmekteyim.”251 buyuruluyor. Helâl rızık ile salih amel arasında nasıl bir münasebet vardır, izah eder misiniz?

Cevap: Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet-i Sahiha helâl ve haram mevzuu üzerinde hassasiyetle durmuş; Kur’ân ve Sünnet’i çok iyi bilen İslâm âlimleri de bu hassasiyeti ifade adına, Müslümanlığın helâl ve haramı bilmekten ve ona göre yaşamaktan ibaret olduğunu söylemişlerdir. Veciz bir ifadeyle اَلدِّينُ اَلْمُعَامَلَةُ “Din/Müslümanlık muamelattan ibarettir.” Hazreti Ömer de (radıyallâhu anh) bu hususun önemini şöyle ifade etmiştir: Bir kimsenin sadece kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayınız; konuştuğunda doğru söylüyor mu, kendisine bir şey emanet edildiği zaman emanete riayet ediyor mu, dünya ile meşgul olurken helâl-haram gözetiyor mu, ona bakınız.

Elbette ki, namaz, oruç, zekât, hac gibi mükellefiyetler Allah nezdinde çok kıymetli ibadetlerdir ve bunların pek çok fazileti vardır. Dolayısıyla hiç kimse bunları hafife alamaz. Fakat bir insanın yiyeceğine, içeceğine, giyeceğine dikkat etmesi; gerek fert, gerekse umumun hukukuna tecavüzden sakınması ve hayatını hep hakperestlik çizgisinde götürmesi yani helâl ve haramlar mevzuunda kılı kırk yararcasına bir hayat yaşaması Müslümanlık adına olmazsa olmaz bir meseledir ve denilebilir ki bunun lâyıkıyla hayata taşınması ferdî ibadetlerden daha zordur. O halde İslâm’ı hakkıyla yaşayabilmek için insan hep helâli takip etmeli, helâli araştırmalı, haramlara karşı dik durmalı, yılmamalı ve ne pahasına olursa olsun ağzından haram bir lokmanın geçmesine fırsat vermemelidir.

295