İçeriğe geç

Ayrıca âyet-i kerimede, istikamet emredildikten hemen sonra taşkınlıktan sakındırmanın zikredilmesinde şöyle bir nükte vardır: İstikametini kaybeden bir insan yavaş yavaş taşkınlık, tuğyan ve dalâlete sürüklenir. Dolayısıyla imtihan yurdunda bulunan insanoğlu, her zaman bir taraftan istikamete çağrılırken diğer yandan da “zinhar taşkınlığa girme!” denilerek ikaz edilmelidir.

Zulmün Her Çeşidinden Uzak Durulmalı

Soruda belirtildiği üzere, bir sonraki âyet-i kerimede ise, وَلَا تَرْكَنُۤوا إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ أَوْلِيَۤاءَ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ “Zulmedenlere küçük bir temayülle dahi olsa eğilim göstermeyin. Yoksa ateş size dokunur. Aslında sizin için Allah’tan başka hiçbir yardımcı ve sizi sahiplenecek hiçbir güç yoktur. Sonra O’ndan da yardım görmezsiniz.”37buyurularak, Müslümanlara, küçük bir meyille dahi olsa zalimlere asla meyletmemeleri gerektiği vurgulanıp zulme girenlerin içinde yer almaları yasaklanıyor. Zira işlenen zulümlere ve onların sahiplerine az dahi olsa meyleden bir insan hiç farkına varmaksızın yavaş yavaş onların sürüklendiği levsiyatın içine düşebilir ki bu da bir yönüyle istikametten ayrılma demektir.

Esasında zulüm, Kur’ân-ı Kerim’de çok geniş olarak ele alınmıştır. Mesela bu kelime, kâfir ve münafıkların yaptıkları haksızlık ve taşkınlıkları ifade için kullanıldığı gibi, bir kısım Müslümanların yaptıkları yanlışlıklar için de kullanılmıştır. Nitekim bir âyet-i kerimede şöyle buyurulur:

اَلَّذِينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يَلْبِسُۤوا إِيمَانَهُمْ بِظُلْمٍ أُۨولٰۤئِكَ لَهُمُ الْأَمْنُ وَهُمْ مُهْتَدُونَ
52