Aynı zamanda bu âyet-i kerimede Resûl-i Ekrem (aleyhissalâtü vesselâm) için bir tebcil ve bir iltifat vardır. Sanki Cenâb-ı Hak, kudret eliyle Resûl-i Ekrem’in ahlâk-ı âliyesini okşayıp ona “dosdoğru ol” demektedir. Bu, olumlu ve güzel tavırlar ortaya koyan bir çocuğa, babasının, “Seni her zaman böyle dosdoğru görmek isterim.” demesi gibidir. Yoksa Efendiler Efendisi’nde (sallallâhu aleyhi ve sellem) –hâşâ ve kellâ– bir eğrilik varmış da, bu âyetle doğruluğa çağrılıyormuş şeklinde bir mülâhazaya girmek kesinlikle doğru değildir. Kanaatimce âyet-i kerime, ne ibaresi, ne işareti, ne delâleti, ne de iktizasıyla böyle bir mânâya hamledilmemelidir. Zira Efendiler Efendisi’nin duygu, düşünce ve davranışları hep istikamet üzere olmuştur. Dolayısıyla mezkûr âyet, O’nun hakkında “Her zaman bu güzel hâlinle kal!” mânâsına gelmektedir. Zaten, müfred olarak gelen istikamet emrinden hemen sonra, âyetin devamında وَلَا تَطْغَوْا إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ “İstikametten çıkıp taşkınlık yapmayın. Muhakkak ki Allah yapageldiğiniz her şeyi görmektedir.” şeklinde taşkınlıktan nehyin çoğul sigasıyla gelmesi de bu hususa işaret eder gibidir. Zira bu ve benzeri âyetlere dikkatle bakıldığında görüleceği üzere “İstikamet üzere ol!” emrinde olduğu gibi, müspet fiillerde Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) doğrudan muhatap alınarak tekil sigası kullanılmakta, fakat “Aşırı gitmeyin!” gibi nehiylerde çoğul sigasına geçilmektedir. Buradan hareketle diyebiliriz ki, âyette ortaya konan bu üslûpla, asıl muhatabın ümmet olduğuna, Peygamber Efendimiz’e ise, ümmet için en güzel örnek olması dolayısıyla hitap edildiğine ima ve işarette bulunulmaktadır.