İçeriğe geç
3. Bölüm

İlâhî İnayete Sunulan En Beliğ Davetiye

Soru: İhlâsın esaslarından biri olarak zikredilen “Kardeşlerinizin meziyetlerini şahıslarınızda ve faziletlerini kendinizde tasavvur edip onların şerefleriyle şâkirâne iftihar etmek” düsturunu nasıl anlamalıyız? İnsan tabiatında bulunan kıskançlık ve çekememezlik duygusu nazar-ı itibara alındığında, kardeşlerin şerefiyle şâkirâne iftihar etme ufkuna ulaşma adına neler tavsiye edersiniz?

Cevap: Kur’ân-ı Kerim’de birçok yerde ibadetin yalnız Allah için yapılması gerektiği ifade buyurulurken mesele ihlâs mefhumuyla irtibatlı olarak sunulmuştur. Mesela Zümer Sûresi’nin hemen başında, فَاعْبُدِ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدِّينَ “O hâlde sen de ibadeti yalnız O’na tahsis ederek Allah’a kullukta bulun!”12 denilerek ihlâs şuuru içinde kulluğun eda edilmesi emredilmiş; bir sonraki sayfada قُلْ إِنِّي أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدِّينَ “Bana, din ve ibadetimi yalnız Allah’a (celle celâluhu) tahsis ederek gönülden O’na kullukta bulunmam emredildi.”13ifadesiyle nazarlar tekrar ihlâsa çekilmiş; bir-iki âyet sonra ise قُلِ اللّٰهَ أَعْبُدُ مُخْلِصًا لَهُ دِينِي “De ki, ben ibadetimi yalnız O’na has kılarak sadece Allah’a kulluk ederim.”14 beyanıyla bir kez daha ihlâsın önemine vurguda bulunulmuştur.

Tevfik-i İlâhînin En Önemli Vesilesi

Hz. Pîr de ihlâsla ilgili iki farklı risale yazarak, mevzuyla alâkalı hususları hulâsa etmiştir. Onun ihlâsı kazanmak için hedef olarak gösterdiği ilk düstur, yapılan amellerde rıza-i ilâhînin gözetilmesidir.15 Yani kişinin emredilen hususları yerine getirirken ne dünyevî ne de uhrevî herhangi bir beklenti içine girmemesi, sadece Cenâb-ı Hakk’ın rızasını esas maksat yapmasıdır. Talep edilmediği hâlde sa’ye terettüp eden bir kısım semere ve mükâfatların gelişi ise şâkirâne karşılanmalı, hamd ile onlara mukabelede bulunulmalı ve tahdis-i nimet mülâhazasıyla meseleye yaklaşılmalıdır.

15