Maalesef günümüzde genel itibarıyla helâl-haramın birbirine karıştığı ve insanların bu konudaki hassasiyetinin zayıfladığı bir gerçektir. Fakat insanın, bir başkasının bu konudaki ihmalinin, kendisine hiçbir fayda getirmeyeceğini bilmesi gerekir. Hz. Pîr’in ifade ettiği gibi, “Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır.”261 Bu açıdan, âlemin haram yemesi, âlemin harama bakması, âlemin haram konuşması, âlemin israf-ı kelamda bulunması, burada insan için bir teselli gibi görülse bile, ötede bunun insana hiçbir faydası olmayacaktır. Musibette başkalarıyla birlikte olmak, ötede insanın musibetini hafifletmez. O hâlde mü’mine düşen vazife, ağzına koyacağı her lokmanın nereden geldiğini, nereye gideceğini ve başına neler açacağını iyi hesap etmesidir.
Unutmamak gerekir ki, insanın bu mevzudaki dikkatsizliği ve laubalice yaşaması, ötede onun başına çok ciddi işler açacaktır. Orada insana arpanın yedide birinin dahi hesabı sorulacaktır. Vakıa biz arpanın yedide biri diyoruz ama Kur’ân-ı Kerim, فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُوَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ “Kim zerre ağırlığınca hayır yaparsa onu görecek, kim de zerre ağırlığınca şer yaparsa onu görecektir.”262 ifadeleriyle meseleyi atom ağırlığına bağlıyor.