Büyük insanların hâl ve tavırlarına bakılacak olursa, onların bu konuda diğer insanlar için ciddi bir rehber oldukları görülecektir. Onlar öyle hassas hareket etmiş ve öyle bir irade ortaya koymuşlardır ki, Cenâb-ı Hak bilmedikleri durumlarda dahi onları haramlardan korumuştur. Evet, onlar içinde öyle insanlar vardır ki, bilmeyerek harama el uzattığında, elinin titremesinden veya nabzının atmasından onun haram olduğunu anlayıp elini geriye çekmişlerdir. Aynı şekilde bazıları yanlışlıkla ağzına haram bir lokma götürdüğünde, uzun süre ağzında onu çevirip durmuş fakat bir türlü yutamamıştır. Bilmeden midesine böyle bir haram girdiğini öğrenenler ise hemen istifrağ etmiş ve onu çıkarmaya çalışmışlardır.
Son söylediğimiz hususa misal olarak, hizmetçisinin Cahiliye döneminde kâhinlikten kazandığı parayla aldığı yiyeceği bilmeden yiyen Hz. Ebû Bekir Efendimizin252 ve yine zekât develerinin sütünü bilmeden içen Hz. Ömer Efendimizin,253 bu ahvali öğrenir öğrenmez parmaklarını gırtlaklarına götürüp midelerinde hiçbir şey kalmayacak şekilde istifrağ ettiklerini hatırlayabilirsiniz. Demek ki, haram lokmaya karşı böyle bir hassasiyet ve dik duruş Müslümanlık adına çok önemli bir meseledir.
En Büyük Terakki Vesilesi