İçeriğe geç

Diğer taraftan fütüvvet; yaşı, başı, kıdemi ve tecrübeyi silmeyi gerektirir. İnsan bazen yaş-baş, bazen kıdem, bazen de insanların kendisine teveccüh etmesi gibi sebeplerle kendisinde bir şeyin var olduğu vehmine kapılabilir. Vâkıa, vilâdet itibarıyla turnikeye önce girmiş ve işi önde götüren kimselere karşı “rehber, efendi, pîr…” gibi saygı belirten ifadeler kullanılması hem terbiyenin gereğidir hem de bu üslûp, arkadakilerle öndekilerin imtizacını sağlar. Evet, mesih, mehdi gibi galatlara, kutup ve gavs gibi abartmalara girmeden ve meseleyi başkalarını tenfir edecek şekilde aidiyet mülâhazasına bağlamadan küçüklerin büyüklere karşı saygı duyup hüsnüzan beslemesi fertler arasındaki ahengi temine vesile olur. Fakat kendisine saygı duyulan şahıslar, “sıfır olma” mülâhazasını tabiatlarına mâl edememişlerse, hüsnüzannın verdiği makamlara dilbeste olup değişik vehimlere kapılabilirler. Mesela onlardan bazıları şöyle düşünebilir, “Yaşım altmış olmuş. Dünden bugüne pek çok insan bana “abi” diyor, beni hocası görerek gelip önümde diz çöküyor. Demek ki bende bir şeyler var.” İşte bunlar aldatıcı ve insanın kayıp düşmesine hatta mahvolup gitmesine yol açacak derecede tehlikeli düşüncelerdir. Tecrübenin gereklerini yerine getirmenin bir sorumluluk mecburiyeti olması ayrı bir meseledir. Fakat insanın ister tecrübesine, ister zekâsına, isterse fetanetine bağlı teveccühleri bir faikiyet mülâhazası hâline getirip başkaları üzerinde tahakkümde bulunması apaçık bir haddini bilmezlik ve katmerli bir terbiyesizlikten başka bir şey değildir.

Fütüvvetin Olmazsa Olmaz Hususiyeti: Tevazu

31