İçeriğe geç
Neylerse güzel eyler.”

Allah Teâlâ, bir kimseye “Yürü kulum!” demişse, artık onun karşısına koca bir ordu da çıksa beyhudedir; hiç kimse O’nun yürüttüğünün önünü alamaz. Cenâb-ı Hak, istediğine yolları öyle açar ki, onun önünde her şey tuz buz olur. Bu fevkalâdeden bir lütuftur; beşerî hesap, plân, proje ve programları aşar. Şayet, insanın teveccühü tam olursa, Yüce Yaratıcı ona bu türlü inayetlerde de bulunabilir.

Ne var ki; plân ve projeler fevkalâdeden inayet blokajı üzerine tesis edilmez; onlar esbab dairesi içinde sebepler göz önünde bulundurularak ortaya konur, sonra yine vesileler kullanılarak gerçekleştirilir. Gerçi, inanan bir insan, Allah’a teveccüh etmekle beraber, esbabın gereğini de yerine getirirse, Cenâb-ı Hak çoğu zaman samimiyet, ihlâs ve vefasından dolayı o kuluna sürpriz ihsanlar da gönderir. Fakat, hiçbir peygamber plânlarını mucizeler üzerine kurmadığı gibi, mü’minler de projelerini harikulâde hâl ve ziyade lütuf beklentilerine bağlamamalıdırlar.

313