Bazı duygular, bir kısım arzular ve beşerî güçler, Hak dostlarına normal insanların çok çok üstünde verilmiştir. Bazı arzu ve istekler onlarda sıradan insanlarınkinden –belki– yirmi kat daha fazladır. O arzu ve istekler, her zaman onları kamçılamakta, sürekli meşgul etmekte ve gelip gelip iradelerine çarpmaktadır. Fakat onlar, öyle güçlü bir iradeye sahiptirler ve öyle kararlıdırlar ki, heva ve heves karşısında asla dize gelmezler. Sürekli dua ile meyelân-ı hayrı güçlendirir ve istiğfarla da meyelân-ı şerrin kökünü keserler. Günah ve hata mülâhazalarının başına devamlı gülle ve bomba yağdırırlar. Hayır meyillerinin dibine de su döker, gübre atar; saf ve temiz duygularını besler, güneşlendirir ve hep salih dairede kalırlar. İradelerini güçlendirmeyi Allah’a karşı çok önemli bir vazife bilirler. Dahası, kendilerini adadıkları dava bütün şahsî dünyalarını doldurur ve başka şeylerle meşgul olmaya fırsat bulamazlar.
Nitekim Asrın Çilekeşi, “Evlenmeyi hiç düşünmediniz mi?” diye soranlara “Âlem-i İslâm’ın dertlerini düşünmek onu düşünmeme fırsat vermedi; Ümmet-i Muhammed’in derdi bana onu unutturdu.”5 demiştir. Bu derinlikteki bir fedakârlık ve fütüvvetin temsilcileri bir kaç taneyle sınırlı da değildir. İslâm tarihi, Cenâb-ı Hakk’ın ekstra lütuflarıyla serfiraz bu kâmet-i bâlâlarla ve bu dırahşan çehrelerle doludur. O kadar ki, bu iffet âbideleriyle alâkalı, ilmi ve davayı evlenmeye tercih eden ve hayatları boyunca hiç evlenmeyen âlimler mânâsına gelen “el-Ulemâü’l-Uzzâb” adı altında cilt cilt kitaplar yazılmıştır.
Dipnotlar
- 5 Bediüzzaman, Hanımlar Rehberi s.23.