Ayrıca, Allah Resûlü (aleyhi ekmelüttehâyâ) “Gençlerinizin hayırlısı ihtiyarlarınıza benzemeye çalışan; ihtiyarlarınızın en kötüsü de gençleriniz gibi yaşayandır.”3 buyurmaktadır. Evet, en hayırlı genç, bir ayağı kabirde olan yaşlı bir insan edasıyla sürekli ölümü ve ölüm ötesini düşünen, âhiretine azık tedarik etmek için çalışan, gençlik heveslerine esir olmayan ve gaflette boğulmayan gençtir. Yaşlıların en kötüsü de, ilerleyen yaşına rağmen hâlâ gafletten ayılmayan, ölümü uzak gören ve bazı gençler gibi heveslerinin ardında koşturan kimsedir. Bir başka hadis-i şerifte de “Allah yedi kimseyi, kendi zıllinden (gölgesinden) başka sığınak olmayan (kıyamet) gününde, zılli altında himaye buyuracaktır.” dendikten sonra, ömrünü ibadet neşvesi içinde geçiren genç de o yedi zümre arasında sayılmaktadır.4 Çünkü o, nefsânîliğin en azgın olduğu dönemlerde, cismanî arzularına rağmen, kendini Hakk’a kulluğa adamış, ibadet ruhuyla gelişmiş, kulluğu tabiatının bir derinliği hâline getirmiş ve âdeta nereden bakılırsa bakılsın simasında kulluk emareleri görülen bir hal almıştır. Kanının galeyanda olduğu ve beşerî garizelerinin onu farklı günahlara sevk ettiği bir dönemde, o bütün cismanî ve şehevî arzulara başkaldırmış, günahlara karşı isyan bayrağı açmıştır. İster kadın ister erkek olsun, bir genç için o dönemi iffetine toz kondurmadan ve günaha boyun eğmeden geçirmek çok zordur. Bir taraftan Allah’ın emirlerine itaat etme ve O’na kul olma; diğer yandan da, Cenâb-ı Hakk’ın sevmediği şeylere başkaldırma ve mâsivâya kulluğu reddetme iradenin davasını ortaya koymaya bağlıdır ve bu alkışlanacak bir isyan ahlâkıdır.
Dipnotlar
- 3 Ebû Ya’lâ, el-Mu’cem 13/467; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 22/83.
- 4 Buhârî, ezân 36, zekât 16, rikak 24, hudûd 19; Müslim, zekât 91.