İçeriğe geç

İlk mevhibeler böyle bir oluş için yeterli gibi geliyor bana. Evet, ilk mevhibeler, yani Allah elimizden tutmuş, sokaktan çekmiş bizi ve bir yerde tabir caizse ipe dizmiş. Biz artık ne şirazesinden çıkmış bir kitap eczasıyız, ne de sağa sola saçılmış tesbih taneleri. İpe dizilmişiz. Öyleyse ona göre bir duruşa sahip olmamız lazım.

Gözümde dört toplum canlanıyor benim devamlı: Bir, Asr-ı Saadette Efendimiz’in etrafındaki sahabiler. İki, Hz. İsa’nın etrafındaki havarîler. Yani, o on bir buçuk insan, insanlık tarihinin âdeta kaderini değiştiriyorlar. Müthiş bir aksiyon, alabildiğine baş döndürücü… Onların ortaya koyduğu o çok ciddî faaliyetin çehresi daha sonra değiştirilmeseydi Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) için çok önemli bir zemin hazırlamış olacaklardı onlar. Üç, Söğüt’ün bağrında göğeren yeşillikler. Dört, “Çağın Büyük Düşünürü” ve etrafındakiler.

O’na Muhtacız!…

Günah insan için mukadderdir ve aynı zamanda o, insanın tabiatının bir tezahürüdür. İnsan, günah karşısında Allah’a çok sığınmalı; tabiatının o meylini yenmeye, fıtratının o buudunu kapalı tutmaya çalışmalıdır. Sevap, daha sonraki sevap için bir davetiye olduğu gibi, günah da sonraki bir günaha çağrıdır. Hafizanallah, insan tabiatında bir kere delik açılınca, artık onun arkası gelir; hata ve isyanlarla örülü fasit bir daire oluşur…

189