İçeriğe geç

Tabiî diğer fazilet ve meziyetlerde olduğu gibi, tebettülün de bir hakikîsi ve bir de izafîsi vardır. Başta Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) onun hakikîsine mazhardır. Çünkü zirve insan-ı kâmil olan Efendimiz hukuk-u dünya ve hukuk-u aileyi görüp gözetmenin yanı başında hukukullaha da bihakkın riayet etmiştir. Cîlî’nin ifadesiyle O, bihakkın insan-ı kâmildir.18 Evet O, öyle bir mir’ât-ı ilâhî olmuştur ki, O’na bakınca Allah’ı görmemek mümkün değildir. Dolayısıyla tebettülü hakikî mânâda temsil eden de O olmuştur. Betüliyette örnek birer kadın olarak cahiliye döneminde bile iffetiyle yaşayan Hazreti Hatice Validemiz’i, daha sonra Hazreti Âişe ve Hazreti Fatıma Validelerimizi ve onlardan sonra da derecesine göre diğer ezvâc-ı tahiratı bu kategoride mütalâa edebilirsiniz. Çünkü onların her biri, peygamberlik misyonuna omuz verme açısından büyük işler yapmışlardır. Hazreti Meryem Validemiz de, hakikî mânâya en yakın izafî mânâda tebettülü temsil edenlerdendir. Ancak biraz önce ifade edildiği gibi, tebettülün de “medâric” diye isimlendirebileceğimiz, kendine göre farklı dereceleri olduğundan her birinin durduğu basamak farklı farklıdır. Bu hâli yukarılara doğru tırmanılan bir helezon gibi düşünecek olursak, herkesin derecesine göre bu helezonda durduğu bir basamak vardır.

30