Kanaat Ve Tesvîf
Soru: İktisadî hayatımızdan düşünce dünyamıza kanaatin bizler için ifade ettiği mânâlar nelerdir? Tesvîf zaviyesinden kanaati değerlendirir misiniz?
Cevap: Kanaat, iktisadî ve dengeli yaşama, alacağı şeyleri ihtiyaç ölçüsünde alma ve yine kullanacağı şeyleri de ihtiyaç ölçüsünde kullanmak suretiyle israftan sakınmak demektir. Diğer bir ifadeyle kanaat: وَابْتَغِ فِيمَۤا اٰتَاكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا“Allah’ın sana verdiği her şeyde ahiret yurdunu ara; buarada dünyadan da nasîbini unutma!”1 âyet-i kerimesinde veciz bir üslûpla dile getirildiği gibi Cenâb-ı Hakk’ın bahşettiği imkânları ahireti kazanma yolunda kullanırken, dünyayı da unutmadan ondan meşru dairede istifade etmektir.
Kanaat sebeb-i berekettir. Dolayısıyla esbap açısından kanaatkâr olan bir insan tekeffüften, tese’ülden ve zilletten kurtulacağı gibi, diğer yandan ilâhî berekete de mazhar olur. Hazreti Pîr bu mevzuu anlatırken kendi hayatından da misaller serdetmiştir. Meselâ bir okka balı talebelerine de ikram etmek üzere üç ay yediğini ama bitiremediğini naklediyor.2 Kendisi ruhunun ufkuna yürüdükten sonra kalan balı Üstad’ın önemli talebelerinden biri olan Hulûsi Efendi almıştı. 1986’da kendisini ziyarete gittiğimde, “Bu, Üstad Hazretleri’nden kalma baldır.” diyerek kalan bu baldan getirmiş ve bir kaşık da fakire ikramda bulunmuştu. Evet, kanaat sebeb-i bereket olduğu için, siz bir şeyden alırsınız ama o, hiç bilemeyeceğiniz şekilde olduğu gibi kalabilir.
Dipnotlar
- 1 Kasas sûresi, 28/77.
- 2 Bediüzzaman, Lem’alar s.179-180 (On Dokuzuncu Lem’a, Beşinci Nükte).