İçeriğe geç

Tebettül, tekellüf ifade eden bir bapta kullanıldığı için şu mânâya gelir: “Sen, mâsivâdan sadece bir kereliğine kat-ı alâka etmekle kalma. Bu mevzuda istikrar ve istikamet içinde ol ve kendini zorla. Varlık, mahlûkat, fıtratına yerleştirilen arzular ve evlâd u iyalin var olduğu hâlde, sen bunları kendi düşünce ve iz’an dünyanda ademe mahkûm et; et de cismaniyetinden sıyrıl, bedenî varlığından tecerrüt et, kalb ve ruhun yörüngesine binerek bütün benliğinle Allah’a teveccüh ol, O’na yönel, O’na yürü.” Âyetin son kelimesinden anlaşılacağı üzere, esas maksud tebettülden ziyade her şeyden kat-ı alâka etme keyfiyetinin zuhuru demek olan tebtîldir. Tef’îl babında gelen tebtîl, teksir (çokluk) içindir. Ancak tebtîlin gerçekleşmesi tebettül sayesinde olur. Yani her şeyden kat-ı alâka etme ufkuna ulaşabilme, o zirveyi ihraz edebilme ancak tebettül yoluyla olur. Bu zirveyi ihraz eden kimseye de “betül” denir. Meryem Validemiz’e “Betül” denmesinin sebebi de budur.8 O, her şey var olduğu hâlde Allah’tan başka hiçbir şey görmemiş, O’na im’ân-ı nazar etmiş, yoğunlaşmış, konsantre olmuş ve bütün mâsivâdan kat-ı alâka ederek mihraba kapanmış ve bu sayede âdeta ahiretin semeratı ile beslenmeye başlamıştır. Kur’ân-ı Kerim onun bu hâlini şu ifadelerle anlatır: كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَ وَجَدَ عِنْدَهَارِزْقًا“Zekeriya, onun bulunduğu maksureye her nezaman girse, orada ter ü taze yiyecekler buluyordu.”9 Hazreti Zekeriya: يَا مَرْيَمُ أَنّٰى لَكِ هٰذَا“Yâ Meryem! Bu yiyecekleri nereden buluyorsun?”10 dediğinde aldığı cevap şu oluyor: هُوَ مِنْعِنْدِ اللّٰهِ إِنَّ اللّٰهَ يَرْزُقُ مَنْ يَشَۤاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ“Bunlar Allah tarafından gönderiliyor. Muhakkakki Allah dilediğine hesapsız rızık verir.”11 Evet, mâsivâdan kat-ı alâka edince her şey emre amade olur. Bu noktada Alvar İmamı’nın sözlerini bir kez daha hatırlayabilirsiniz:

27