İçeriğe geç

Tebettüle gelince o, Kur’ân-ı Kerim’de Müzzemmil sûresinde bi’setin bidayetinde ilk gelen âyetler arasında3 Efendimiz’e emredilen hususlardandır.4 Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm), vahyin sıkleti, âlemin farklılaşması, buudların değişmesi, âlem-i lâhuta kapıların açılması karşısında kendisine verilecek olan risalet vazifesine Cenâb-ı Hak tarafından yavaş yavaş rehabilite ediliyordu. Çünkü O’na verilecek vazife, mukteza-yı beşeriyet gereği çok ağır bir yüktü. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) mükemmel bir donanıma sahip olmasına rağmen, ilk vahiy geldiğinde bir heyecan ve bir yönüyle belki bir helecan yaşamıştı. Bunun üzerine örtüsüne bürünmüş ve: زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي“Beni örtün, beniörtün!”5 demişti. İşte o zaman Allah (celle celâluhu): يَۤا أَيُّهَا الْمُزَّمِّلُقُمِ الَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا“Ey örtüsüne bürünen şanı yüce Nebi, kalk, azbir kısmı hariç geceyi ihya et!”6 âyet-i kerimelerini indirdi ve aynı sûrenin içinde ona hitaben şöyle buyurdu: وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًا“Bir de O’na karşı tebettülyolunda ol.”7

26