İçeriğe geç
6. Bölüm

Temkin

Soru: Temkin, tasavvufta zirve kabul ediliyor. Temkinin içtimaî hayatımıza bakan yönleri nelerdir? İzah eder misiniz?

Cevap: Temkin kelimesi farklı kipleriyle Kur’ân-ı Kerim’in değişik âyet-i kerimelerinde geçmektedir. Meselâ Kehf sûre-i celîlesinde, doğu ve batıya seyahat eden, sonra Çin Seddi’ne veya Ye’cüc ve Me’cüc’ün bulunduğu yere ulaşan Zülkarneyn için şöyle buyruluyor: إِنَّا مَكَّنَّالَهُ فِي الْأَرْضِ وَاٰتَيْنَاهُ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا“Biz dünyada ona mükne verdikve ihtiyaç duyduğu her konuda sebep ve vasıtalar ihsan ettik.”1 Âyette geçen “mükne verdik” mazmununu, Zülkarneyn’e ayağını yere sağlam basacağı ve sözünü dinletebileceği bir imkân, güç ve hâkimiyet bahşedilmesi şeklinde anlayabileceğimiz gibi; devletler muvazenesinde ona muvazene unsuru olma konumunun verilmesi şeklinde de anlayabiliriz. Böylece doğuya seyahat yaptığında doğudakiler, batıya seyahat yaptığında batıdakiler ve daha sonra Ye’cüc ve Me’cüc’ün dünyasına seyahat yaptığında da onlardan bîzar olmuş insanlar çözüm adına hep ona müracaat ettiler. Nasıl ki muvazene unsuru olduğundan dolayı bir dönem müracaatlar hep Devlet-i Âliye’ye yapılıyordu. Meselâ bir gün Fransuva geliyor; Hünkârım, Pîr-i Mugânım, Şem’-i Tabanım.. gibi ifadelerle ona sığınıyor ve ondan himaye talebinde bulunuyordu. İşte, âyet-i kerimede mükne mazmunuyla ifade edilen devletlerarasında muvazene unsuru olma mazhariyeti o dönemde Zülkarneyn’e verilmişti.

51