İçeriğe geç

Bizde gevezelik ve ukalalık çok fazla! İş konuşmaya geldiğinde eşimizi dengimizi göstermek çok zor. Demagojiyle ikna edemeyeceğimiz insan yok. Fakat çoğu defa kendimizi anlatıyoruz. Sahabe bizim bu hâlimizi görseydi, “Allah Allah! Bu insanlar ne konuşuyorlar böyle! Bu meseleleri bu kadar uzatmanın ne lüzumu var! Allah bes, baki heves!” der ve hâlimize şaşırırlardı. İllaki onlarla kendimizi mukayese edeceksek şöyle diyebiliriz; bir tarafta tabanın tali’siz insanları, diğer yanda tavanın mümtaz simaları.

Allah’ın rahmetinden ümidim çok fazla olduğu için, kendimin bile Cennet’e gireceği ümidiyle yaşıyorum. Kendi hakkımda böyle bir ümit beslediğime göre, başkaları hakkında hayli hayli böyle düşünüyor ve: “Yapılan amellerin keyfiyetine göre açılan Cennet’in sekiz kapısı var, birinden giremezsek belki öbür kapıdan gireriz.” diyorum. Fakat bu hâlimizle bizi oraya koyarlar mı, koymazlar mı emin değilim.

Kimse hakkında ta’n u teşnîde bulunmaya hakkımız yok. Herkes kendi hâline bakmalıdır. Hayatımda kaç defa ümmet-i Muhammed’in derdi için gece başımı seccadeye koyup bir saat ağladım? İnsanları imanla buluşturma adına nasıl bir ceht ü gayret içindeyim? Herkes kendine bu tür sorular sorup insanlığını bunlarla tartabilir. Mübalâğa yapmıyorum! Zira bir kişinin imanının kemali, mahlûkata şefkati ölçüsündedir. Bir insanın, başkalarını Allah’la buluşturma, onlara Efendimiz’i tanıtma konusundaki azmi, kararlılığı, cehdi, heyecanı ve ızdırabı ne kadar derinse insanlığı da o kadar derin demektir. Erbab-ı basiret size baktığı zaman bu zaviyeden bir değer atfeder. Siz kendinizi nasıl gösterirseniz gösterin, ne tür başarılara imza atarsanız atın, kaç tane okul açarsanız açın; asıl kâmet-i kıymetinizi belirleyecek faktör imanınızdır, Allah’la münasebetinizdir ve bunlara bağlı olarak ortaya koyduğunuz mahlûkata duyduğunuz şefkatiniz, ızdırabınız, derdiniz ve heyecanlarınızdır.

123