İçeriğe geç

Geçmiş kavimlerin hayat sergüzeştleri bunun misalleriyle doludur. Peygamberleri hayatta iken onun arkasından giden kavimleri, aradan belli bir süre geçtikten sonra hemen kendilerince bir kısım totemler bulmuş ve putperestliğe sapmışlardır. Bu totemler bazen taştan, tahtadan yapılan heykeller olmuş, bazen de büyütülen ve kutsallaştırılan şahıslar. Vahyin aydınlatıcı atmosferinden uzaklaşan günümüz insanının da yer yer farklı varlıkları totem ve tağut hâline getirdiğine şüphe yoktur. Mesela biri kalkıyor, “Falana dokunmak ibadettir” diyor. Bir başkası ona taptığını söylüyor. Bir başkası, onu ezelî ve ebedî lideri olarak isimlendiriyor. Oysaki bütün bunlar itikadî olarak insanı helake sürükleyecek çok tehlikeli sözlerdir. Bırakalım sıradan şahısları, peygambere dokunmak ibadettir bile diyemezsiniz; zira ibadetleri belirleyen Allah’tır ve O, böyle bir ibadet vazetmemiştir. Aynı şekilde, peygamberler dâhil hiçbir şahıs için ezelî ve ebedî vasıfları kullanılamaz. Zira bu sıfatlar Allah’a mahsustur. Keza Allah’tan başka kimseye tapılmaz; başkasıyla ilgili bu ifadeyi kullanmak mecazen bile olsa doğru değildir. Tapılmaya, kulluğa layık tek varlık vardır, o da Allah’tır. İbadet, ubudiyet ve ubûdet yalnız Allah’a yapılır. Nitekim biz her gün namazlarımızda, “Biz ancak Sana ibadet eder ve yardımı ancak Senden dileriz.”104 demek suretiyle günde kırk defa bunu ilan ediyoruz. Esasen değişik kulluklardan sıyrılmanın yegâne yolu da Allah’a hakiki kul olmaktan geçer. Allah’a kul olmayanlar farklı varlıklara kul olma zilletinden kurtulamazlar. Allah’a kulluk yolundan sapanlar, yamuk yumuk yollara sapmış olurlar ve asla hedeflerine varamazlar.

215