Yaratma, yaratılma, var etme, var edilme, bir şeyden daha başka bir şey meydana getirme mânâlarına gelen halk, Allah’ın her şeyi asıl unsurları ve sonraki inşâsıyla yoktan var etmesi demektir ki, bu tarif çerçevesinde onun Allah’tan başkasına nisbeti caiz değildir.
Kur’ân-ı Kerim’de değişik kalıplarla ifade edilen halk hâdisesi; uydurma, iftira ve çamura şekil verme gibi mânâlara gelen yerlerin dışında hep Cenâb-ı Hakk’a isnad edilmiştir. Aslında “halk” kökünden gelen “Hâlık” ve “Hallâk” sıfatları da Allah’tan başkası için hiçbir zaman kullanılmamıştır.
Halk sıfat-ı kudsiyesini, ibdâ, inşâ ve bu sıfatların mercii kabul edilen tekvîn sıfat-ı celîlesinden ayıran şöyle bir husus söz konusudur: Halk, herhangi bir şeyi temel unsurları ve yapı taşlarıyla var edip ortaya koyma; ibdâ, daha önce örneği sebkat etmemiş ve eşi, menendi, benzeri bulunmayacak bir tarzda yaratma; inşâ, parçaları daha evvel var edilmiş şeyleri düzüp koşma; tekvîn de, genel bir münasebet çerçevesinde, bütün fiilî sıfatlara kendi boyasını çalma şeklinde bir var etmedir.
İslâm akaidine göre cüz-küll, büyük-küçük, arz-sema, canlı-cansız, ruhanî-cismanî her şey ve bunların değişik ahvâl ve ef’âlini yaratan sadece Allah’tır. Kur’ân-ı Kerim:
“O’dur ki, yeryüzünde her şeyi sizin için yarattı.”31
“Hamdolsun gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a.”32
“Rabbiniz O Allah’tır ki, gökleri ve yeri altı zamanda yarattı.”33
“Onlar görüp düşünmüyorlar mı ki, gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini de yaratmaya muktedirdir.”34
“İnsanı bir parça sudan yaratıp soy ve evlilik irtibatından oluşan bir sülâle hâline getiren de O’dur.”35
Dipnotlar
- 31Bakara sûresi, 2/29.
- 32En’âm sûresi, 6/1.
- 33A’râf sûresi, 7/54; Yûnus sûresi, 10/3.
- 34İsrâ sûresi, 17/99.
- 35Furkan sûresi, 25/54.