Bazılarını tanırım; bunlar, kafalarını fabrikaların çarklarına kaptırmış, durmadan iktisattan, ekonomiden, çeşitli yatırımlardan ve ağır sanayinin ehemmiyetinden dem vurur dururlar ve insanlığın kurtuluşunu da sadece bu yönde çalışmalara bağlarlar. Bu düşünceler İslâm adına da ortaya atılmış olsa, Marks ve Engels’in basit birer kopyacılığını yapmaktan ileri gitmemektedir. Günümüzde iflas etmiş ve müntesibi kalmamış bu düşüncelerin kendileri, kendi hayatiyetini muhafaza edememişken, nasıl olur da onların taklidi durumunda olan düşünceler, insanlığa hayat getirebilir ve nasıl olur da aklı başında bir insan böyle bir iddiada bulunur veya arkasındaki insanları böyle bir macereya sürükleyebilir? Böyle bir aldanmışlığı kabul etmek bana çok giran geliyor. Hayır, hayır!. Kasem ederim, siz nesilleri ruh plânında ele almadıkça, onu mâneviyatla yoğurmadıkça ve onu ahiret şuuru ile mamur etmedikçe ne kurduğunuz ve kuracağınız fabrikalar ne de muasır medeniyetlerden dem vurmalar, onun kıvamı adına hiçbir işe yaramayacaktır. Evet, şu hoyratlaşan sergerdan nesiller eğer disipline edilemezlerse, ruhen tatmin olmayan bu yığınlar hiçbir lüks ve fantastik düşünce ile doyurulamazlar. Bu itibarla, nesillerin ızdırabına ekonomik çözümlerle çare bulunacağını zannetmek gafletin ta kendisidir.