14. Allah, izzet ve azameti gereği sebepler ve kanunlar çerçevesinde icraatta bulunur; aynı zamanda O, Hakîm’dir de; yani abes işi olmaz, her yaptığında mutlaka ‘hikmet’ vardır. Fakat, ne sebepler ve kanunlar dahilinde icraatta bulunmak, ne de mutlaka her işinde ‘hikmet’i gözetmek mecburiyetinde değildir.. evet Allah için herhangi bir mecburiyet söz konusu olamaz. Bu yüzden, hiçbir şeye mecbur olmadığını göstermek, akılların ve kalblerin sebep ve kanunlar ağına takılıp kalmasını önlemek, ihtiyar ve iradesini apaçık ortaya koymak ve nazarları Kendi’ne çevirtmek için Allah, zaman zaman şâz icraatta bulunur; sebep ve kanunları aşan hâdiselerle bizi karşı karşıya bırakır.
Günlük hayatımızda sık sık okur ya da rastlarız: Üçüncü kattan yetişkin bir kişi düşer ve ölür; fakat beşinci kattan düşen çocuğun burnu bile kanamaz. Yine bir uçak kazasında herkes hayatını kaybederken, kundaktaki bir bebek yara bile almadan kurtulur. Çift başlı dört ayaklı çocuk doğması, Güneş ve Ay tutulması, yapışık ikizler, daha önce geçtiği gibi yoginin şişe geçirilmiş bedeniyle yaşaması, yine kendisini ateşe atıp yanmaması ve dilini kesip, kan akmadan ve acı duymadan yeniden yerine yapıştırması gibi hâdiseler hep bu tür şuzûzâttan ve kanunlar-sebepler üstü hâdiselerdendir. Eğer bütün bunlar ve bunların daha üst buudunda cereyan eden mucizeler akla ve ilme uymuyorsa, o zaman aklı ve ilmi kabul etmenin de hiçbir mânâsı yoktur.