İçeriğe geç

Din bir vaz’-ı ilâhîdir; Allah’ın tespit buyurduğu bir sistem, bir nizamdır. Buraya lâhut âleminden gelmiştir. Aslı, mânâ ve mahiyeti oradadır. Burada insan hayatında zuhur ettiği gibi orada da edecektir: اَلدِّينُ وَضْعٌ إِلٰهِيٌّ سَائِقٌ لِذَويِ الْعُقُولِ بِاخْتِيَارِهِمُ الْمَحْمُودَةِ إِلَى الْخَيْرِ بِالذَّاتِ“Din bir vaz’-ı ilâhîdir. İnsanları kendi ihtiyar ve iradeleriyle bizzat hayra sevk eder.” Din Allah kanunudur. Dinin bir adı Şeriat, diğer bir adı da İslâm’dır. “Din-Şeriat-İslâm” Allah tarafından konulmuş bir kanunlar mecmuasıdır. Din, insanları kendi irade ve ihtiyarlarıyla hayra sevk eder ve iradeyi elden almaz. İnsan, cansız varlıkların kendilerine has hayat tarzına mahkûm edildikleri gibi fıtratın hudutlarına hapsedilmemiştir. Ayrıca irade ve ihtiyar verilmekle o, hayrı ve şerri seçme mevzuunda serbest bırakılmıştır. Dolayısıyla dini tarif ederken, insanı kendi ihtiyarıyla, yani kendi seçim ve tercihiyle bizzat hayra sevk eden diyoruz.

Dikkat edilecek olursa zatında biz, dini hayra sevk eder görüyoruz. Ve o din hayra sevk edecek, vaad ettiği neticeleri bize kazandıracak bütün hissiyatımızla beraber aklî, kalbî arzu ve emellerimize göre verilmesi gerekeni vererek bizi tatmin edecek bir zâtın elinde olmalıdır ki, ona din denebilsin.

142