“Hasetle iman bir kalbde beraber bulunmaz.”1
“Ateş odunu yakıp kül ettiği gibi haset de iyilikleri öyle yer bitirir.”2
“Benim ümmetime de geçmiş milletlerin hastalıkları bulaşacaktır; o hastalıklar, şımarıklık, küstahlık, servet çokluğuyla övünme, birbirine sırt dönüp uzaklaşma ve çekememezlikti.”3
“Hasede girmedikleri sürece insanlar hep hayırla oturur-kalkarlar.”4
Bir başka yerde benzer ruhî rahatsızlıklar üzerinde durur, suizandan uzak durma vurgusunda bulunur ve hasedin tehlikesini hatırlatır.
Konuyla alâkalı O’ndan şerefsudur olmuş daha bir hayli nurefşan beyan göstermek mümkündür; ama biz onlardan “cevâmiu’l-kelim”den sayılan bir pırlanta daha zikretmekle yetinmek istiyoruz:
“Zinhâr dedikodu ile ömür tüketmeyin; başkalarının kusurlarının takipçisi olmayın; birbirinize karşı çekememezlik ve kıskançlığa girmeyin ve sakın sakın kin gütmeyin.”5
Bütün İslâm ahlâkçıları uzun uzadıya haset üzerinde durmuş, herhangi bir insan üzerindeki ilâhî nimetlerin zâil olmasını istemeyi kalbsizlik saymış ve bu İblisçe mülâhazayı ciddî ciddî sorgulamışlardır.
Evet, ötelerde ilk işlenen günahlardandır Hazreti Âdem’e karşı bu kıskançlık oyunu.. Kabil’le yeryüzünde bir kere daha yenilenir ve sonra figüranları insanoğlu, şeytan bu çirkin oyunu teksir eder durur. Öyle görünüyor ki, Goethe’nin ifadesiyle kıyamete kadar da tekerrür edip duracak. İblis, Hazreti Âdem’i çekememişti, Kabil de Habil’i. Firavun, Hazreti Musa’yı, bir kısım densiz diyanet mensupları Hazreti İsa’yı ve nice kendini bilmezler de İnsanlığın İftihar Tablosu Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’ı.. çekemedi, kendi ufuklarını kararttılar; bugün de çekemiyor ve hayatlarını azaba çeviriyorlar; iyiliklere, güzelliklere çirkin deyip daha bir çirkinleşiyorlar; hayırları baltalıyor, dünyayı şerler arenasına çeviriyorlar.
Dipnotlar
- 1 Nesâî, cihâd 8.
- 2 Ebû Dâvûd, edeb 44; İbn Mâce, zühd 22.
- 3 et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 9/23; el-Hâkim, el-Müstedrek 4/185.
- 4 et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 8/309.
- 5 Buhârî, nikâh 45, edeb 57, ferâiz 2; Müslim, birr 28-31.