İçeriğe geç
19. Bölüm

Kendi Kültür Dünyamız

Bizler dünkü kültür ortamında yetişen nesilleriz; yarınki kuşaklar da, şimdilerde bizim oluşturduğumuz/oluşturacağımız irfan atmosferinin çocukları olacaklardır. Bugünkü nesiller, bağrında neş’et edip geliştikleri dinî, millî ve içtimaî atmosferden renk ve çizgiler taşıdıkları gibi yarınki kuşaklar da bugünkü sosyal çevreye ait hususiyetlerle kendilerini ifade edeceklerdir.. evet bizler, dünkü kültür ortamının çocuklarıyız, yarınki nesiller de bugünün ferzendeleri olacaklardır. Hâl, geçmişin bir açılımı, gelecek de onun imkân planında önemli bir derinliğidir; ne geçmişsiz olunabilir ne de geleceksiz kalınabilir. Bu iki zamandan biri köklerimize ev sahipliği yapıyor, diğeri de sürgünlerimize; ne sürgün köksüz olabilir ne de kökü görmezlikten gelebiliriz.

Geçmişimiz, pırıl pırıl aydınlık da olabilir, bazı yönleriyle sisli-dumanlı da; ne olursa olsun o bizim geçmişimizdir. Mazinin bir kısım olumsuz yanlarını bir yere kadar sorgulasak da onu bütünüyle karalamamız kat’iyen doğru değildir. Böyle bir davranış ondan aldığımız ve alacağımız ışığı söndürmek demektir. Bu ise, cedlerimize saygısızlık olmasının yanında, hem bugünkü nesillere hem de yarınki genç kuşaklara karşı apaçık bir ihanettir.

Şimdilerde ruh ve mânâ köklerimize saldırıp geçmişimizi tamamen karanlık göstermek isteyenler, farkındalar veya değiller, genç kuşakları millî hislerden uzaklaştırıp onları kimlik bunalımına sürüklemektedirler. Şayet böyle bir şeyi bilerek ve planlı yapıyorlarsa, bu açıktan açığa yarınki nesillere karşı işlenmiş en büyük bir cinayettir. Bir kere, geçmişinden kopmuş toplumların gelecek adına bir şey vaad etmesi mümkün değildir. Aslında geçmişiyle irtibatını koparmış nesillerden bir şey beklemek de beyhudedir; zira, mânâ köklerinden kopmuş milletleri fıtrat hiçbir zaman affetmemiştir. Hususî bir inayet olmamışsa, fıtrattan tokat yiyenler de asla iflâh olmamışlardır. Âkif merhumun ifadesiyle:

132