Bugüne kadar hiçbir zaman inayetini üzerimizden eksik etmeyen Kudreti Sonsuz, nihayet son bir kere daha milletimize cihan hâkimiyetine giden yolları açmış gibi; azmin boynundaki tasmaları parçalıyor, iradenin ayağındaki prangaları çözüyor, meflûç ruhlarımızı kanatlandırarak gönüllerimize neşeler salıyor ve yaslı dudaklarımızda tebessümler belirtiyor. Topyekün zalim ve gaddar bir dünyanın, bütün tarihî mağdurlar, mahkûmlar, mazlumlar hakkındaki nisbî yumuşaması, daha doğrusu inat ve temerrütlerinin kısmen dahi olsa kırılması, delinmesi yanında, Balkan Yarımadası’ndan Asya steplerine kadar çok geniş bir alanda ayrı bir dönem, ayrı bir vetirenin (süreç) yaşanması da, yukarıdaki hükmümüzü teyit eder mahiyette görünüyor.
Evet, çok yakın bir zamana kadar hürriyet ve istiklalin rüyalarına bile kapalı bu mağmumlar ülkesinde, artık herkes, belli ölçüde de olsa, insanî değerlerden, Müslümanca yaşamadan, dinî duygu ve dinî düşünceden, hatta dinin hayata geçirilmesinden rahatlıkla bahsedebiliyor.. ve bir kısım istibdat dönemi kalıntılarına rağmen, inançlarını, ümitlerini, beklentilerini hem de tereddütsüz haykırabiliyor.