İçeriğe geç
21. Bölüm

Bir Kere Daha Ramazanlaşırken

Gönüllerimizde hüzün ve zevki iç içe yaşadığımız bir dönemde; gözlerimizi yummuş, ruhlarımızla yeni bir gufran ayını süzüyoruz. Bu ışık ayının hem hülya hem de tahassür dolu ikliminde his ve hayal dünyamızı hem bir ilkbahar hem de bir sonbahar gibi duyuyoruz.

Ramazanda her ses ve soluk derinlerden derin o ruhanî edasıyla, dünyada yaşamak istediğimiz hemen bütün zevkleri ve gönüllerimizin iyilik düşüncesi adına beslediği bütün ümitleri en ulvî, en coşturucu bir üslûpla söyler. Hemen her zaman, Ramazanın nazlı günleri bir ışık yumağı gibi gelip her yanımızı sarar ve tedai ettirdiği hülyaları, emelleri, sevinçleri, neşeleri, ziyafetleri ve renk renk öteler buudlu televvünleriyle bize Cennetlerden demet demet numuneler sunar.

Ramazanın başlamasıyla, düşüncelerin bir kere daha yenilendiği, duyguların zindeleştiği ve rahmetin her türlü dalga boyu ile gidip insanın ümit ve recâsıyla bütünleştiği, bütünleşip gönüllere sindiği onun o sihirli günlerinde ve aydınlık gecelerinde, sanki insanın Allah’a kavuşmasına mâni bütün engeller ortadan kalkıyor, bütün olumsuzluklar bertaraf ediliyor gibi, vuslata giden yollardaki tepeler dümdüz, düzlükler de pürüzsüz hâle gelir…

Her zaman rahmete susamışlığını hisseden gönüllere Ramazan, toprağın bağrına inen yağmur gibi, onların başlarından aşağıya boşalttığı his ve mânâ ile gönüllerin kurumaya yüz tutmuş bütün yamaçlarını sular, duyguların ta derinliklerine iner ve insan benliğini yepyeni mânâların yemyeşil meşcereliği hâline getirir. Öyleki bu mübarek zaman diliminin hayata aksettirdiği bin bir televvünlü mübarek zaman parçalarının, ışıktan dakikaların gözlere, gönüllere saçtığı nurlar sayesinde bütün bütün uhrevîleşen ruhlar, artık mânâya ve ledünniyata öyle bir uyanmış ve alışmış olurlar ki, bir daha da bu masmavi iklimden ayrılmak istemezler.

119