İçeriğe geç

Müeyyide; dinin anlatılması, insanların vicdanlarının uyarılması, insanın bu dünyada bir yolcu ve burasının da uğrayacağı çok yerlerden sadece bir yer olduğunu; onun için de, buraya geldiği gibi buradan da esas yurduna gideceğinin kendisine hatırlatılmasıdır. Evet, müeyyide olarak bu hatırlatma işinin yapılması lâzımdır ki, insan, diğer bir müeyyide olan malıyla, canıyla cihad vazifesini eda edebilsin.

Bu işe teşne gönüller için, bu mevzuda söylenecek her şey fazladandır. Cenâb-ı Hakk’ın bir lütfu olarak diyebiliriz ki, bugün İslâmiyet’e hizmet eden öyle fedakâr Müslümanlar var -hüsnü zannımıza verilsin- bunların sahabenin arkasında yerlerini alabilecekleri her zaman söylenebilir… Cenâb-ı Hakk’ın bu nimet ve ihsanını yâd eder, minnet ve şükranla O’nun huzur-u kibriyasında iki büklüm oluruz. Çünkü çok kurak bir dönemde; evet, zeminimizin hiçbir şey bitirmediği, semamızın bir damla yağmur vermediği bir dönemde Cenâb-ı Hak bu kadar hiss-i semahatle coşmuş, dinimize ve milletimize hizmet etme aşkıyla gerilmiş mü’minleri, yeniden İslâm’a ve Kur’ân’a bağışladı.. ve milletimizin ayağındaki zincirleri kırdı, haristanımızı yeniden bir bağistana, bir bostana ve âdeta bir cennete çevirdi -O’na binlerce hamd ve senâ olsun!-

76