Hem, hiçbir şeyi zayi etmeyen, insanın bedenine giren maddî atom ve elektronları dahi zayi etmeyerek ahirette onlara kıymet ve değer verip, onları ahiretin bâki binasında kullanacak olan ve abes işten, israf etmekten münezzeh bulunan Allah (celle celâluhu), Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) maddî yapısının dünyaya gelmesine vesile anne babasını hiç zayi edip Cehennem’e atar mı?..
Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, o devirde yaşayan Zeyd b. Amr gibi -ki Hz. Ömer’in amcasıydı- Varaka b. Nevfel gibi insanlar da zayi olmayacaklardır. Onlar vicdanlarında bir olan Allah’ı (celle celâluhu) duymuş ve O’na inanmışlardı. Belki inandıkları Allah’a (celle celâluhu), “Allahım!” diyemiyor hatta bu ismi de bilemiyorlardı; ama mânâ olarak böyle bir Allah’a (celle celâluhu) inanıyorlar ve dualarını ona yapıyorlardı. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelmesine yakın, hava o kadar yumuşamıştı ki, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir yüksek basınçla âdeta onların iklimini tesir altına almıştı. Sanki bir yağmur geliyordu da, bu yüce ruhlar ellerindeki his, duygu, hafî, ahfâ aletleriyle gelecek bu ilâhî yağmuru önceden seziyorlardı. Seziyor ve etraflarındaki insanları müjdeliyorlardı.
Şefaat atmosferi o kadar geniş olan Allah Resûlü, ümit edilir ki, kendisini böyle candan ve yürekten istikbal eden bu insanları da unutmaz ve ahirette, ellerinden tutarak onları da kendi nurlu ve mutlu dünyasına yükseltir ve saadetlerine vesile olur. Bu müşahhas zevat gibi, fetret karanlıklarını, hanif olarak aydınlıkta yaşayanların yanında, fetret devrinde bulunan insanlar, eğer açıktan bir puta tapmaları söz konusu değilse, biz onların da kurtulacaklarına inanıyoruz.