On İkinci Pencere
سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلٰى اَلَّذِي خَلَقَ فَسَوّٰى وَالَّذِي قَدَّرَ فَهَدٰى
sırrınca: Bütün eşyaya, bilhassa canlı, sanatlı varlıklara hikmetli bir kalıptan çıkmış gibi hikmetle muntazam bir miktar ve suret verilmesi.. o suret ve miktarda belli faydalar için eğri büğrü sınırlar bulunması.. hem onların hayatları süresince değiştirdikleri elbiseleri olan suretlerinin ve miktarlarının yine hikmet ve fayda gözetilerek kader kalemiyle yazılmış hayat programından terkip ve tanzim edilen manevî ve muntazam birer suret, birer miktar olması açıkça gösterir ki: Suretleri ve biçimleri bir Kadîr-i Zülcelâl’in, bir Hakîm-i Zülkemâl’in kader dairesinde hazırlanan ve vücutları kudretin tezgâhında verilen o sayısız sanatlı varlıklar, o Zât’ın varlığının vücûbiyetine, birliğine ve kusursuz kudretine sayısız dille şahitlik eder.
İşte kendi vücuduna, uzuvlarına ve onlardaki eğri büğrü yerlerin meyvelerine, faydalarına bak! Tam bir hikmet içindeki kusursuz kudreti gör.
On Üçüncü Pencere
وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪
ayetinin sırrınca: Her şey kendine has diliyle Hâlık’ını anar, takdis eder. Bütün varlıkların hal diliyle ve sözle yaptığı tesbihat bir tek Mukaddes Zât’ın varlığını gösteriyor.
Evet, fıtratın şahitliği reddedilmez. Halin delil oluşu da, bilhassa farklı yönlerden ise şüphe götürmez. Bak, sayısız fıtrî şahitliği içeren ve sonsuz tarzda, hal diliyle tevhide işaret eden, iç içe daireler gibi bir tek merkeze bakan şu varlıkların muntazam suretleri birer dildir. Ölçülü şekilleri birer şehadet lisanıdır. Ve mükemmel hayatları birer tesbih lisanıdır ki, Yirmi Dördüncü Söz’de kesin bir şekilde ispat edildiği gibi,
Dipnotlar
- “Tenzih et Rabbinin yüce adını. O seni yaratıp mükemmel yaratılış vereni. O her canlıyı bir ölçüye göre yapıp hayatının devamını sağlayacak yolları göstereni.” (A’lâ sûresi, 87/1-3)
- “Hiçbir şey yoktur ki, O’nu hamd ile beraber tesbih (tenzih) ediyor bulunmasın.” (İsrâ sûresi, 17/44)