Ey çaresiz inkârcı! Kime güveniyorsun da bunları dinlemiyorsun? Veyahut gündüz vakti gözünü kapamakla gece mi oldu zannediyorsun?
Dokuzuncu Pencere
Kâinattaki bütün varlıkların ibadetleri açıkça bir Mâbud-u Mutlak’ı gösteriyor. Evet, ruhlar âlemine ve mânâ âlemine giden, ruhanilerle ve meleklerle görüşen zâtların şahitliğiyle sabit olan, bütün ruhanilerin ve meleklerin tam bir teslimiyet içinde kullukları; apaçık görülen, bütün canlıların tam bir intizamla kulluk vazifelerini yapmaları ve toprak, hava, su gibi bütün cansız unsurların tam bir itaatle kulluğa yakışır hizmetleri, hakkıyla ibadete lâyık bir Mâbud’un varlığının vücûbiyetini ve birliğini gösterir. Hem her bir cemaati, icmâ ve yanlışlığına ihtimal bulunmayacak kesinlikte ittifak edilen haberlerin kuvvetini taşıyan bütün ariflerin hakikatli marifetleri.. şükredenlerin meyve veren şükürleri.. zikredenlerin feyizli zikirleri.. hamd edenlerin nimetleri artıran hamdleri.. tevhid ehlinin delile dayanan imanları ve tavsifleri.. bütün âşıkların hakiki muhabbetleri ve aşkları.. müridlerin sadık irade ve rağbetleri.. ve tevbe ile Hakk’a yönelenlerin ciddi talep ve inabeleri, yine Mâruf, Mezkûr, Meşkûr, Mahmud, Vahid, Mahbub, Mergub, Maksud olan o Ezeli Mâbud’un varlığının vücûbuna, kusursuz rubûbiyetine ve birliğine işaret eder. Hem kâmil insanların bütün makbul ibadetleri ve o makbul ibadetler neticesinde ortaya çıkan feyizleri, münâcatları, şahit oldukları şeyler ve keşifleri yine o varlığı son bulmayan Mevcud’un, bâki Mâbud’un varlığının vücûbiyetine, birliğine ve rubûbiyetinin mükemmelliğine işaret eder.
İşte şu üç yönden ışık veren büyük bir pencere O’nun bir olduğu hakikatine açılır.
Dipnotlar
- İnabe: Günahları terk edip Hakk’a dönüş.