zillet içinde geçiriyor. Sonra ölüm gelir, onları eşit kılar. Eğer bu eşitlikte bir sınır olmazsa zulüm ortaya çıkar. Halbuki zulümden uzaklığı ve yüceliği kâinatın şahitliğiyle sabit olan ilahî adalet ve hikmet, bu zulmü hiçbir şekilde kabul etmediğinden, açıktır ki, başka yerde büyük bir mahkeme kurulmasını gerektirir. Ta ki, günahkârlar cezasını çeksin, dindarlar mükâfatını görsün ve şu dağınık, perişan insanlığa, kabiliyetlerine yakışır mükâfat ve hak ettiği ceza verilip kusursuz adalet yerine getirilsin. İnsan, Cenâb-ı Hakk’ın hikmetine erişip âlemdeki hikmetle yaratılmış varlıkların büyük bir kardeşi olabilsin.
Evet, şu dünya yurdu, insan ruhunda saklı bulunan sınırsız kabiliyetlerin ortaya çıkıp sümbüllenmesine müsait değildir. Demek, insan başka bir âleme gönderilecektir. İnsanın cevheri kıymetlidir, öyleyse o, ebediyet için yaratılmıştır. Mahiyeti yücedir, öyleyse cinayeti büyüktür. Hem insan başka varlıklara benzemez; bir düzen altında bulunması mühimdir, başıboş ve cezasız kalamaz, dünyaya gönderilişinin bir sebebi vardır, mutlak yokluğa mahkûm olamaz ve tam bir hiçliğe kaçamaz. Cehennem ağzını açmış onu bekliyor. Cennet ise nazlı bir şekilde kucağını açmış yolunu gözlüyor. Onuncu Söz’ün “Üçüncü Hakikat”i bu ikinci örneğimizi gayet güzel bir şekilde izah ettiğinden burada kısa kesiyoruz.
Şu iki ayet-i kerime gibi akla uygun, pek çok ince delili içeren başka ayetleri de bunlara kıyasla ve meseleyi etraflıca düşün. İşte bu on kaynak ve sebep, yanılmaz bir hissi, sağlam bir delili netice veriyor. O pek esaslı his ve pek kuvvetli delil, ölümden sonra dirilişin ve kıyametin sebep ve gerekçelerini kesin bir şekilde gösterdiği gibi, -Onuncu Söz’de açıkça ispatlandığı üzere- Sâni-i Zülcelâl’in de Hakîm, Rahîm, Hafîz, Âdil gibi birçok güzel ismi ölümden sonra dirilişin, kıyametin ve ebedî saadetin varlığını gerektirir, bunların gerçekleşeceğine katiyen işaret eder. Demek, haşir ve kıyametin gerekçeleri o kadar kuvvetlidir ki, hiçbir tereddüde ve şüpheye yer bırakmaz.
Üçüncü Esas
Fail, muktedirdir. Evet, nasıl ki ölümden sonra dirilişin sebep ve gerekçeleri şüphesiz mevcuttur. Haşri yaratacak Zât da sonsuz derecede güç sahibidir, kudretinde noksan yoktur. O’nun katında en büyük