İçeriğe geç
Sözler

duymayız. Aynen öyle de, vefat etmiş insanların ruhlarının şimdi ruhlar âleminde bulunduğu ve bizimle münasebet içinde olduğu şüphe götürmez. Manevî hediyelerimiz onlara gidiyor, onların nuranî feyizleri de bize geliyor.

Hem insan öldükten sonra mahiyetinin esasının bâki kaldığı, yanılmaz bir sezgiyle vicdanda duyulabilir. O esas, ruhtur. Ruh, tahribe ve bozulmaya maruz kalmaz; çünkü basittir, yekpare bir bütündür. Tahrip ve bozulma ise birçok kısımdan meydana gelmiş, terkip edilmiş şeylerde görülür. Daha önce ifade ettiğimiz gibi, hayat, çoklukta birlik sağlar, bir nevi ölümsüzlüğe sebebiyet verir. Demek, birlik ve bekâ ruhta esastır; oradan çokluğa geçer. Ruh ancak tahrip ve bozulma ile yok olur. Fakat ruhun birliği, o tahrip ve bozulmanın, onun içine girmesine izin vermez, yekpareliği ruhun bozulmasını engeller. Veyahut ruhun sonu ebedî yokluk ile gelir. Buna ise sınırsız ve mutlak cömertlik sahibi Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz merhameti ve cömertliği müsaade etmez ki, verdiği varlık nimetini o nimete çok arzu duyan ve lâyık olan insan ruhundan geri alsın.

Üçüncü Kaynak

Ruh, Cenâb-ı Hakk’ın, emir âleminden gelen canlı, şuur sahibi, nuranî, haricî bir vücut giydirilmiş, kuşatıcı, hakiki ve külliyet kazanmaya müsait bir kanunudur. Halbuki emir âleminden olan en zayıf kanunlar bile daimîdir, bekâya mazhardır. Çünkü dikkat edilse, değişime maruz kalan bütün türlerde sabit birer hakikat bulunduğu görülür; onlar bütün değişimler, inkılâplar ve hayat merhaleleri içinde yuvarlanarak suret değiştirip yaşar, bâki kalır. İşte her insan, mahiyetinin kuşatıcılığıyla, engin şuuru ve tasavvurlarıyla bir tek şahıs iken, bir tür hükmüne geçmiştir. Bütün bir tür için geçerli olan kanun, bir tek insan için de geçerlidir. Madem Fâtır-ı Zülcelâl, insanı kuşatıcı bir ayna olarak engin bir kulluk vazifesiyle, yüce bir mahiyette yaratmıştır. Her insandaki ruh hakikati, yüz binlerce suret değiştirse de Cenâb-ı Hakk’ın izniyle ölmeyecek, yaşayıp geldiği gibi gidecektir. Öyleyse insanın şuurlu hakikati ve hayat unsuru olan ruhu; Allah’ın emri, izni ve bâki kılması ile daima ölümsüzdür.

629