Yirmi Sekizinci Söz’e Küçük Bir İlave
Cehenneme Dairdir
İkinci ve Sekizinci Söz’lerde ispat edildiği gibi, iman manevî bir cennetin çekirdeğini taşıyor. Küfür ise manevî bir cehennemin tohumunu saklıyor. Nasıl ki küfür, cehennemin bir çekirdeğidir. Aynen öyle de, cehennem küfrün bir meyvesidir. Nasıl ki küfür, cehenneme gitmeye sebeptir. Aynı şekilde, cehennemin varlığına ve yaratılmasına da sebeptir. Zira küçük bir hâkim bile, azıcık izzet, gayret ve celâl sahibiyse, bir edepsiz kendisine isyan ederek, “Bana ceza vermezsin, veremezsin.” dediği zaman, herhalde hapishanesi yoksa da yalnız o edepsiz için bir tane yaptıracak ve onu içine atacaktır.
Halbuki kâfir, cehennemi inkâr etmekle, sonsuz izzet, gayret ve celâl sahibi, yüce ve kudreti nihayetsiz Kadir bir Zât’a yalan ve acz isnat ediyor, O’nu yalancılık ve acizlikle itham ediyor, izzetine ve gayretine şiddetle dokunuyor, celâline asice ilişiyor. Elbette, farz edelim, cehennemin hiçbir varlık sebebi bulunmasa da, sadece Cenâb-ı Hakk’a bu derece yalan ve acizlik yakıştıran küfür için bir cehennem yaratılacak, kâfirler içine atılacaktır.
رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Dipnotlar
- “Ey büyük Rabbimiz! Sen bunları gayesiz, boşuna yaratmadın. Seni bu gibi noksanlardan tenzih ederiz. Sen bizi o ateşin azabından koru!” (Âl-i İmran sûresi, 3/191)