hayvanlar gibi orada da taşlar verilen emri anlar ve ona uyar. Sen bir ağaca, “Filan meyveyi bana getir.” desen getirir. Taşa “Gel!” desen gelir. Madem taş ve ağaç bile cennette bu derece yüksek bir suret alır. Elbette yeme-içme, nikâh gibi cismani ihtiyaçların da o âlemde hakikatlerini muhafaza etmekle beraber, cennetin dünyadan üstünlüğü nispetinde yüksek bir suret almaları gerekir.
Soru: اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ sırrınca, “İnsan cennette dostlarıyla beraber bulunacaktır.” Halbuki basit bir bedevi, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) sohbetinde bir dakika Allah için bir muhabbet hisseder, o muhabbetle cennette Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam’ın yanında bulunması gerekir. Sonsuz feyze mazhar Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) makamı, basit bir bedeviyle nasıl aynı olur?
Cevap: Şu yüce hakikate bir temsille işaret edeceğiz: Mesela, gayet güzel ve gösterişli bir bağda, ihtişam sahibi bir zât çok büyük bir ziyafet sofrası ve gayet süslü bir seyir yeri hazırlamış olsun. Öyle bir yer ki, orada dilin tadabileceği bütün lezzetler, gözün hoşuna gidecek bütün güzellikler, hayalin erişebileceği ve keyifleneceği bütün harika şeyler bulunur. O zât, maddî ve manevî bütün duyuları, latifeleri okşayacak ve memnun edecek her şeyi o sofraya koymuştur. İşte iki arkadaş beraber o ziyafete giderler. Bir locada, aynı sofrada otururlar. Onlardan birinin tat alma duyusu pek zayıf olduğundan az bir zevk duyar. Gözü az görür, koku alma kabiliyeti yoktur. Oradaki hayret verici sanatları anlamaz, harika şeyleri bilmez. O ziyafet sofrasındaki ve seyir yerindeki nimetlerin ancak binde birini, belki milyonda birini kabiliyeti ölçüsünde tadıp onlardan istifade eder. Arkadaşının ise bütün maddî- manevî latifeleri, aklı, kalbi ve hisleri o kadar mükemmel derecede gelişmiştir ki, o seyir yerindeki bütün incelikleri, güzellikleri ve hayret verici şeyleri ayrı ayrı tadıp onlardan lezzet aldığı halde dostuyla omuz omuzadır.
Madem bu karmakarışık, elemli ve daracık dünyada böyle oluyor. En küçük ile en büyük beraberken aralarında yeryüzünden Süreyya yıldızına kadar fark bulunuyor. Elbette saadet ve ebediyet yurdu olan cennette iki dost beraberken, her biri Cenâb-ı Hakk’ın sofrasından kendi kabiliyetine göre hissesini haydi haydi alacaktır. Bulundukları
Dipnotlar
- Buhârî, edeb 96; Müslim, birr 165; Tirmizî, zühd 50; Dârimî, rikak 71.