İçeriğe geç
Sözler

cennet mertebelerinin farklılığı, beraberliklerine mâni olmaz. Çünkü cennetin sekiz tabakası birbirinden yüksek olduğu halde, hepsinin çatısı Arş-ı Âzam’dır. Nasıl ki, koni şeklindeki bir dağın etrafında birbirinden yüksek, temelinden zirvesine kadar surla çevrilmiş üst üste daireler bulunsa, birbirlerinin güneş görmesini engellemezler. Cennetin de buna yakın bir tarzda olduğuna farklı hadisler işaret ediyor.

Soru: Hadislerde, “Huriler yetmiş kat elbise giydikleri halde bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünecek.” buyrulmuş. Bu ne demektir, mânâsı nedir? Nasıl bir güzelliktir?

Cevap: Mânâsı pek güzel, güzelliği pek şirindir. Şöyle ki: Çirkin, cansız ve çoğu kabuktan ibaret olan şu dünyada güzellik yalnız göze hitap edip alışmaya mâni olmazsa yeter. Halbuki güzel, canlı, parlak ve kabuksuz, tamamen özden ibaret cennette, insanın göz gibi bütün uzuvları ve duyguları, “cins-i latif” olan hurilerden ve onlar gibi, hatta daha güzel, dünyadan gelme, cennetteki hanımlardan zevk hisselerini ayrı ayrı almak, çeşit çeşit lezzetleri tatmak ister. İşte hadis, en dıştaki cennet elbisesinin güzelliğinden ta iliklere kadar birer duygunun, birer latifenin o zevkten hissesi olduğuna işaret ediyor.

Evet, “Hurilerin yetmiş kat elbise giymeleri ve bacaklarındaki kemiklerin iliğinin görünmesi” tabiriyle hadis-i şerif şuna işarette bulunuyor: Huriler, insanın güzelliğe, zevke, ziynete meftun ve âşık ne kadar duygusu, duyusu, kabiliyeti ve latifesi varsa hepsini memnun edip doyuracak, ayrı ayrı okşayıp tatmin edecek maddî-manevî her türlü ziynet ve güzelliğe sahiptir. Demek, huriler süslü, farklı cinsten yetmiş cennet elbisesini birbirini örtmeyecek şekilde giydikleri gibi, vücutlarında ve nefislerinde belki yetmiş mertebeden fazla ayrı ayrı güzelliği gösterecek, وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ الْأَنْفُسُ وَتَلَذُّ الْأَعْيُنُ işaretinin hakikatini ifade edecekler.

Hem hadis-i şerif, cennette lüzumsuz, posalı ve fuzuli maddeler olmadığından, cennet ehlinin yiyip içtikten sonra pisliğinin

607