İçeriğe geç
Sözler

istemiyorum. İsterse içinde iftiralar, yalanlar, bâtıl hikâyeler olsun. Bunu da yapamıyorsunuz! Haydi Kur’an’ın tamamına değil, yalnız بِعَشْرِ سُوَرٍ yani on sûresine nazire getirin. Bunu da yapamıyorsunuz. Haydi, bir tek sûresinin olsun benzerini yapın. Bu da çoktur, o halde kısa bir sûreye nazire getirin. Ama bunu da yapamazsınız, hem de bu kadar muhtaç olduğunuz halde… Çünkü haysiyet ve namusunuz, izzetiniz ve dininiz, soy ve şerefiniz, can ve malınız, dünya ve ahiretiniz ancak onun benzerini getirmekle kurtulabilir. Yoksa dünyada haysiyetsiz, namussuz, dinsiz, şerefsiz ve zillet içinde kalacaksınız, can ve malınız mahvolup ahirette, فَاتَّقُوا النَّارَ الَّتِي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ işaretiyle cehennemde ebedî hapse mahkûm olup putlarınızla beraber ateşe odunluk edeceksiniz.

Madem sekiz mertebede aczinizi anladınız. Elbette Kur’an’ın mucize olduğunu sekiz defa bilmeniz gerekir. Ya imana geliniz ya da susunuz, cehenneme gidiniz!”

İşte Kur’an-ı Mucizü’l Beyan’ın ikna makamında inkârcıları nasıl susturduğuna bak ve لَيْسَ بَعْدَ بَيَانِ الْقُرْاٰنِ بَيَانٌ de…

Evet, Kur’an’ın beyanının üstünde beyan olamaz, onun üstüne söz söylemeye ihtiyaç yoktur.

İkinci misal:

فَذَكِّرْ فَمٓا أَنْتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍ ۝ أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَتَرَبَّصُ بِه۪ رَيْبَ الْمَنُونِ ۝ قُلْ تَرَبَّصُوا فَإِنِّي مَعَكُمْ مِنَ الْمُتَرَبِّصِينَ ۝ أَمْ تَأْمُرُهُمْ أَحْلَامُهُمْ بِهٰذٓا أَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ ۝ أَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۚ بَلْ لَا يُؤْمِنُونَ ۝ فَلْيَأْتُوا بِحَدِيثٍ مِثْلِه۪ۤ إِنْ كَانُوا صَادِقِينَ ۝ أَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَيْءٍ أَمْ هُمُ الْخَالِقُونَ ۝ أَمْ خَلَقُوا السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَۚ بَلْ لَا يُوقِنُونَ ۝ أَمْ عِنْدَهُمْ خَزٓائِنُ رَبِّكَ أَمْ هُمُ الْمُصَيْطِرُونَ ۝ أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ فِيهِۚ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُمْ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ ۝ أَمْ لَهُ الْبَنَاتُ وَلَكُمُ الْبَنُونَ ۝ أَمْ تَسْئَلُهُمْ أَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَ ۝ أَمْ عِنْدَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ ۝ أَمْ يُرِيدُونَ كَيْدًا فَالَّذِينَ كَفَرُوا هُمُ الْمَكِيدُونَ ۝ أَمْ لَهُمْ إِلٰهٌ غَيرُ اللّٰهِ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ

466