hayalinde, Süreyya yıldızı o dalın bir salkımı, diğer yıldızlar da o gizli yaratılış ağacının nurlu birer meyvesi gibi görünüyor. Bu üslûbun, o devirde çölde yaşayan ve en mühim geçim kaynakları hurma ağacı olan insanlar için ne kadar münasip, güzel, tatlı ve yüce olduğunu zevkin varsa anlarsın.
Mesela: On Dokuzuncu Söz’ün sonunda ispat edildiği gibi, وَالشَّمْسُ تَجْرِي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَا ayetindeki [ تَجْرِي döner] kelimesi şöyle yüce bir üslûba pencere açar: تَجْرِي kelimesiyle, yani “güneş döner” tabiriyle Cenâb-ı Hakk’ın kudretinin kış ile yazın, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmelerindeki muntazam idaresini hatırlatarak O’nun büyüklüğünü bildirir. İnsanın bakışını, o mevsimlerin sayfalarında Cenâb-ı Hakk’ın kudret kalemiyle yazdığı, birer mektup hükmündeki eserlere çevirir. Hâlık-ı Zülcelâl’in hikmetini ilan eder.
وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا Yani lamba tabiriyle der ki: “Şu âlem bir saraydır ve içindeki her şey, güzellikler, nimetler ve hayata gerekli şeyler, insanlar ve canlılar için hazırlanmıştır. Güneş de Sâni’in itaatkâr bir lambasıdır.” Bunu hatırlatarak inkârcıların en mühim ve parlak bir mabud zannettikleri güneşin, Hâlık’ın itaatkâr bir lambası ve mahlûku, O’nun haşmetini ve ihsanını bildiren bir tevhid delili olduğunu gösterir. Demek [ سِرَاجًا lamba, kandil] tabiri, Hâlık’ın rubûbiyetinin büyüklüğündeki rahmeti hatırlatır. O’nun engin rahmetindeki ihsanı bildirir, saltanatının haşmetindeki cömertliği hissettirir ve vahdaniyetini yani birliğini, ortağının olmadığını ilan eder. Mânen der ki: “Cenâb-ı Hakk’ın emrindeki cansız bir lamba hiçbir şekilde ibadete lâyık olamaz.”
Hem تَجْرِي[ döner, akar gider] tabirinde gece ile gündüzün, kış ile yazın birbiri ardınca gelmelerindeki muntazam, hayret verici idareyi hatırlatır ve rubûbiyetinde tek başına olan bir Sâni’in kudretinin büyüklüğünü bildirir.
Demek, insanın zihnini güneş ve ay noktalarından gece ve gündüz, kış ve yaz sayfalarına çevirir, o sayfalarda yazılan hadiselerin satırlarına dikkati çeker. Evet, Kur’an güneşten yalnız güneş olduğu için bahsetmez, onu ışıklandıran Zât adına bahseder. Hem güneşin insan için
Dipnotlar
- “Güneş de bir delildir onlara, döner gider yörüngesinde...” (Yâsîn sûresi, 36/38)
- “Güneşi de (ışığı kendinden) bir lamba yaptı.” (Nûh sûresi, 71/16)
- “Döner, akar gider.”