وَقِيلَ يآ أَرْضُ ابْلَعِي مٓاءَكِ وَيَا سَمٓاءُ أَقْلِعِي وَغِيضَ الْمٓاءُ وَقُضِيَ الْأَمْرُ وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِيِّ وَقِيلَ بُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
İşte bu ayetin belâgat denizinden bir damlaya işaret olarak üslûbunu bir temsil aynasında göstereceğiz. Nasıl ki büyük bir savaşta bir kumandan, zaferden sonra ateş eden bir taburuna “Ateşkes!” ve hücum eden başka bir taburuna “Dur!” diye emreder. O anda ateş kesilir, hücum durur. Kumandan, “Savaş bitti, kazandık. Bayrağımız düşmanın yüksek kalelerinin burçlarına dikildi. En aşağı mertebeye giden o edepsiz zalimler cezalarını buldular.” der.
Aynen öyle de, âlemlerin benzersiz padişahı Cenâb-ı Hak, Nuh kavminin helâkı için göklere ve yeryüzüne emir vermiş. Vazifeleri bittikten sonra da, “Ey yeryüzü! Suyunu yut! Ey gök! Dur, işin bitti, su çekildi. Dağın başına bir memurumun çadır vazifesi gören gemisi kuruldu. Zalimler cezalarını buldular.” diye ferman etmiştir. İşte şu üslûbun yüceliğine bak! “Yerler ve gökler itaatkâr iki asker gibi O’nun emrini dinler.” diyor. İşte şu üslûp, insanın Yaratıcısına karşı isyanına kâinatın kızdığına, göklerin ve yeryüzünün hiddete geldiğine işaret ediyor. Ayet, şu işaretle der ki: “Yerlerin ve göklerin iki itaatkâr asker gibi emrine uyduğu bir Zât’a isyan edilmez, edilmemeli…” Dehşetli bir men edişi bildirir. Tufan gibi büyük bir hadiseyi bütün neticeleriyle, hakikatleriyle birkaç cümlede mucizeli, i’cazlı, güzel, özlü bir şekilde anlatır. Şu belâgat denizinin diğer damlalarını buna kıyasla…
Şimdi kelimelerin penceresinden Kur’an’ın üslûbuna bak.
Mesela: وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدِيمِ ayetindeki
كَالْعُرْجُونِ الْقَدِيمِ ifadesi, ne kadar tatlı bir üslûbu gösteriyor. Şöyle ki:
Ayın, Süreyya yıldızlarının dairesi olan bir menzili vardır. Ayet, ayı hilâl vaktinde yaşlı bir hurmanın beyaz dalına benzetir. Yani âdeta göğün yeşil perdesi arkasında bir ağaç bulunuyor ve o ağacın beyaz, sivri, nuranî bir dalı perdeyi yırtıp başını çıkarıyor. Ayeti işitenin
Dipnotlar
- “(Kâfirler boğulduktan sonra yerle göğe:) ‘Ey yeryüzü! Vazifen bitti, suyunu yut. Ey gök! İhtiyaç kalmadı, yağmuru kes.’ diye emir buyruldu. Su çekildi, iş bitirildi, gemi Cudi üzerinde yerleşti ve ‘Kahrolsun o zalimler!’ denildi.” (Hûd sûresi, 11/44)
- “Ay için de birtakım safhalar, duraklar tayin ettik, dolaşa dolaşa nihayet eski hurma salkımının çöpü gibi kuru, sarı, kavisli bir hale gelir.” (Yâsîn sûresi, 36/39)
- “Eski hurma salkımının kuru, sarı, kavisli hali gibi.” (Yâsîn sûresi, 36/39)