İçeriğe geç
Sözler

مَنْ تَشٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

ilâ âhir... Bu ayet, insanda tecelli eden ilahî cilveleri, gece ile gündüzün devretmesindeki ilahî tecellileri, her mevsimdeki Rabbanî tasarrufları ve hayat ile ölümde, yeryüzündeki yeniden dirilişte izleri görülen Rabbanî icraatı öyle yüce bir üslûpla bildirir ki, dikkat eden herkesin aklını teslime mecbur bırakır. Parlak, yüce ve kuşatıcı üslûbu az dikkatle göründüğü için şimdilik o hazineyi açmayacağız.

Hem mesela:

إِذَا السَّمٓاءُ انْشَقَّتْ ۝ وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ ۝ وَإِذَا الْأَرْضُ مُدَّتْ ۝

وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ ۝ وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ

Göklerin ve yeryüzünün Cenâb-ı Hakk’ın emrine nasıl boyun eğdiğini ve itaatlerini şöyle yüce bir üslûp ile anlatır: Nasıl ki büyük bir kumandan, savaşta eğitim ve asker alımı şubeleri gibi, lüzumlu işler için iki daire açar. Savaş ve asker alımı bittikten sonra o iki daireyi başka işlerde kullanmak, değiştirmek için onlara yönelir. Dairelerin her biri hizmetkârlarının diliyle veya nutka gelip kendi lisanıyla der ki: “Kumandanım! Eski işlerin ufak tefeklerini, artıklarını temizleyip dışarı atmamız için bize biraz mühlet veriniz, sonra teşrif ediniz. Ondan sonra emrine hazırız; buyrun, ne yaparsanız yapın. Emrine amadeyiz; senin yaptığın her şey doğru, güzel ve faydalıdır.”

Aynen öyle de, gökler ve yeryüzü, teklif, tecrübe ve imtihan için açılmış iki dairedir. Vazifeleri bittikten sonra imtihan dairesine ait şeyleri Cenâb-ı Hakk’ın emriyle dağıtır ve “Ey Rabbimiz! Bizi artık ne için kullanırsan kullan. Hakkımız sana itaattir. Senin her yaptığın da haktır.” derler. İşte bu ayetlerdeki üslûbun haşmetine bak, dikkat et…

Hem mesela:

455