İçeriğe geç
Sözler

ve daimî bahçelerin tohumcukları için süratle sümbüllenen dar ve geçici bir tarla, bir terbiye ocağı hükmündedir.

İşte bu manevî büyüklüğünden ve sanatça önemindendir ki, Kur’an-ı Hakîm, göklere nispeten büyük bir ağacın küçük meyvesine benzeyen yeryüzünü bütün semâlara denk tutuyor. Onu bir kefeye, gökleri bir kefeye koyuyor. Tekrar tekrar رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ diyor.

Hem bu hikmetlerden kaynaklanan, yeryüzündeki süratli ve devamlı değişimler, yeryüzü sakinlerinin de kabiliyetlerine göre o değişimlerin mazharı olmasını gerektirir. Şu sınırlı yeryüzünde sayısız kudret mucizesi görüldüğü ve en mühim sakinleri olan insanların ve cinlerin duygu ve kabiliyetlerine, diğer canlılardaki gibi yaradılıştan bir sınır ve kayıt konulmadığı için, onlar sonsuz derecede yükselmeye ve alçalmaya müsaittir. Peygamberlerden, evliyadan tut, nemrutlara, şeytanlara kadar herkes için uzun bir imtihan meydanı açılmıştır. Madem öyledir, elbette firavunlaşmış şeytanlar, sonsuz şerleriyle göklere ve gök ehline taş atacaktır.

Dördüncü Basamak

Bütün âlemlerin Rabbi, Müdebbir’i (sonsuz hikmetiyle idare edeni, çekip çevireni) ve Hâlık’ı Zât-ı Zülcelâl’in, hükümleri ayrı ayrı olan pek çok namı, unvanı ve güzel ismi vardır. Mesela, peygamber ashabının safında kâfirlere karşı savaşmaları için melekleri göndermesini

224