İçeriğe geç

haslarına mahsus olduğu halde; herkesin niyetiyle, kasten, ona taraftar olarak, onu gerekli görerek ve takdir ederek sünnete talip olmakla o eksiksiz riayetten tam hisse alabileceğini bildirir. Tarikat ehlinin evrad ü ezkârının ve meşreplerinin, sünnetin esaslarına ters düşmemek şartıyla, bid’at sayılamayacağını, onlara olsa olsa “bid’at-ı hasene”, yani Kur’an ve sünnete aykırı olmayan bid’atlar denilebileceğini beyan eder.

Onuncu Nükte ........................................................................................... 95

قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ Bu nüktede, Allah sevgisine ve o sevginin neticesinde sünnet-i seniyyeye uymaya dair, üç nokta içinde gayet merak uyandırıcı, mühim ve güzel hususlar var. Hatta bu Onuncu Nükte, kitabın yazılışındaki kerametinin tevafuklu bir parıltısını da gözlere gösterir.

On Birinci Nükte ..................................................................................... 96

Resûl-u Ekrem’in sünnet-i seniyyesinin kaynağının, hem sözleri hem halleri hem de davranışları olduğunu ve her birinin farzlar, nafileler ve güzel âdetler diye kısımlara ayrıldığını bildirir. وَإِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظِيمٍ ayetinin sırrıyla, insanlık içinde mânen ve ruhen olduğu gibi, mizacı yönüyle, cismanî ve nefsî duygularıyla da en mutedil noktada bulunan, ölçülülüğün en mükemmel örneği, benzersiz ferdin Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) olduğunu ispat eder. Bu risale, başta dendiği gibi, çok faydalı bir deva ve müthiş bir iksirdir.

ON İKİNCİ LEM’A .............................................................................. 102

İlim adamlarının, bu asrın coğrafyacılarının ve gökbilimcilerin tenkitlerine sebep olmuş,

إِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ

517