içinde gösteren bir risale olacaktı. Bu Lem’a da, Beşinci Lem’a gibi, nefsimde hissettiğim ve ruhî yolculuğumda zikir ve tefekkürle seyrettiğim mertebeler olduğundan, ilim ve hakikatten çok zevk ve hâl ile alâkalıdır. Bu sebeple, hakikati ifade eden lem’aların içinde değil, sonunda yer alması uygun görüldü.
YEDİNCİ LEM’A ...................................................................................... 59
Fetih Sûresi’nin sonundaki şu üç ayetin, yani:
بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
لَقَدْ صَدَقَ اللّٰهُ رَسُولَهُ الرُّؤْيَا بِالْحَقِّۚ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ إِنْ شٓـاءَ اللّٰهُ اٰمِنِينَۙ مُحَلِّقِينَ رُؤُۧسَـكُمْ وَمُقَصِّرِينَۙ لَا تَخَافُونَ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ فَتْحًا قَرِيبـًاهُوَ الَّذِۤي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّه۪ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَهِيدًامُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِـدَّاۤءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمٓاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعًا سُـجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا سِـيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِمْ مِنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِۚ وَۛمَثَلُهُمْ فِي الْإِنْجِيلِۗف كَۛزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُـوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا
ayetlerinin on mucizelik yönünden yalnız gayb hakkında haberlere dair olan sekizini beyan eder. Şu üç ayetin, tek başına, apaçık bir mucize olduğunu ispatlar. Bu lem’anın ilavesinde,
Dipnotlar
- “Allah, Resûlünün rüyasını elbette doğru çıkaracaktır. İnşallah siz kiminiz başını tıraş ettirmiş, kiminiz saçlarını kısaltmış olarak Mescid-i Haram’a korkmaksızın tam bir güvenlik içinde gireceksiniz. Ama Allah sizin bilemediğiniz şeyleri bildiğinden ondan önce yakın bir zafer nasip etti. Bütün dinlere üstün kılmak için Resûlünü hidayet ve hak dinle gönderen O’dur. Buna şahit olarak Allah yeter. Muhammed Allah’ın resûlüdür. Onun beraberindeki müminler de kâfirlere karşı şiddetli olup kendi aralarında şefkatlidirler. Sen onları rükû ederken, secde ederken, Allah’tan lütuf ve rıza ararken görürsün. Onların alâmeti, yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıdır. Bunlar, Tevrat’taki sıfatları olup İncil’deki meselleri ise şöyledir: Öyle bir ekin ki, filizini çıkarmış, sonra da onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış da artık gövdesi üzerinde doğrulmuş. Öyle ki, ekicilerin hoşuna gider, kâfirleri de öfkelendirir. İşte böylece Allah, onlar gibi iman edip makbul ve güzel işler yapanlara bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Fetih sûresi, 48/27-29).