siyasî ve dünyevî menfaat emaresi görülmemiştir. Allah’a hamdolsun, şu Isparta şehri, Risale-i Nur sayesinde eski zamanın şerefli Şam şehrinin ve İslam âleminin umumi medresesi olan Mısır’ın el-Ezher Üniversitesi’nin mübarekliği gibi, iman kuvveti, dinî cesaret, metanet ve sebat hususunda mübarek bir makam kazanmıştır. Bu şehirde, imanın kuvveti kayıtsızlığa, ibadet arzusu haram zevklere düşkünlüğe üstün geldiğinden ve Risale-i Nur Isparta’ya bütün vilâyetlerin üstünde bir dindarlık meziyeti kazandırdığından, elbette buradaki her insan, hatta farz edelim ki dinsiz bile olsa, beni ve Risale-i Nur’u savunmaya mecburdur. Onların bu çok mühim müdafaa haklarının yanında, benim gibi vazifesini bitirmiş ve –Allah’a hamdolsun– binlerce talebesi kendisinin yerine çalışan bir acizin mühim olmayan azıcık hakkı, beni müdafaaya sevk etmiyor. Böyle binlerce avukatı bulunan bir adam, kendi davasını kendisi savunmaz.
İkinci İşaret
Tenkit edercesine sorulan bir soruya cevaptır.
Ehl-i dünya tarafından deniliyor ki: Sen neden bize küstün? Bir defa olsun bize müracaat etmeyip sustun? Bizden şiddetle şikâyet edip “Bana zulmediyorsunuz!” diyorsun. Halbuki bizim de bir prensibimiz, bu asrın gereği olan belli düsturlarımız var. Bunları yerine getirmeyi kabul etmiyorsun. Kanunu uygulayan zalim olmaz, fakat kabul etmeyen isyancı olur. Mesela, bu hürriyet asrında ve yeni başladığımız cumhuriyet devrinde, eşitlik esası üzerine, tahakküm ve zorbalığı kaldırmak bizim temel bir kanunumuz olduğu halde, sen kâh hocalık kâh zahitlik suretinde insanların alâkasını kazanarak dikkatleri kendine çekiyorsun. Şimdiki haline ve eski hayatına bakınca hükümetin nüfuzu dışında bir kuvvet, toplumda bir makam elde etmeye çalıştığın anlaşılıyor. Bu ise –şimdiki tabirle– burjuvaların zorbaca tahakkümleri altında hoş görülebilir. Fakat halk tabakasının uyanışıyla ve hâkimiyeti ele geçirmesiyle ortaya çıkan tam sosyalizm ve bolşevizm prensipleri bizim daha çok işimize yaradığı için onları kabul ettiğimizden, senin vaziyetin bize ağır geliyor, kanunlarımıza ters düşüyor. Bu sebeple sana verdiğimiz sıkıntıdan şikâyet etmeye ve küsmeye hakkın yoktur.