Bir Nefes (76) – Âkıbet Endişesi

Bir Nefes (76) – Âkıbet Endişesi

Akıbetinden endişe etmeyenin akıbetinden endişe edilir.

Başkalarında değil, kendisiyle yüzleşen insanlarda hesap ve akıbet endişesi olur. Gafil kimseler hiçbir şey yokmuş gibi yaşarlar. Fakat, imanın ne demek olduğunu ve neler vadettiğini bilen; -hafizanallah- o mevzuda bir kayma yaşanırsa, akıbetin Cehennem olacağına ve ahiretin kararacağına hakkıyla inanan insanların, dudaklarında bir tebessüm belirse bile, kendileriyle yüzleştiklerinde onun on katı kadar bir işmizaz hasıl olur yüzlerinde. Evet, hâliyle ve âkibetiyle alâkalı endişe duyma meselesi, hayalinden geçen şeylere bile hesap soran muhasebe insanlarının işidir.

Akıbetinden endişe etmeyenin akıbetinden endişe edilir. Daha dünyadayken ötede Allah huzurunda karşılaşacağı şeylerin korkusunu yaşamayanlar, hafizanallah orada o korkuyu iliklerine kadar duyarlar. Burada dalgın yaşayanlar, ahirette o dalgınlıklarının cezasını çekerler. Fakat burada korkuyla tir tir titreyenler, öbür tarafta korkudan emin olarak yaşarlar.

Ahlakçılar tarafından havf-reca dengesi hep at başı götürülmüştür. Hazreti Gazzali’nin de dediği gibi; insan hayattayken hep havf yörüngeli yaşamalı, hep korkmalı ve yüreği ağzına gelmeli. Ancak öleceği zaman, artık yapacak bir şey kalmadığından, İmam Şafi Hazretlerinin dediği gibi demeli: “Kalbim kasvet bağlayıp yollar da sarpa sarınca, ümidimi affına merdiven yaptım. Günahım gözümde büyüdükçe büyüdü ama, onu alıp affının yanına koyunca, affını tasavvurlar üstü büyük buldum.”

Esved ibn-i Yezid en-Nehai can hulkuma geldiği zaman tir tir titriyor. Akrabası Alkame “Ne o, günahlarından mı korkuyorsun?” diye sorunca, Hazreti Esved “Ne günahı, ben kafir olarak gitmekten korkuyorum” diyor. Vefat ettikten sonra rüyada görülüyor, “Vallahi, peygamberlikle aramda dört parmak bir şey kalmıştı.” diyor. Nice sahabe tarafından iltifata mazhar böyle bir insan, kafir olarak gitmekten korkuyor.