Kalp böyle ulvi duygularla dolup taşınca, e dolmuş şeye bir şey dolduramazsınız. Akif ifadesiyle bardak lebriz olmuş taşıyorsa, ne dökeceksiniz onun içine? Siz ibadetle, ubudiyetle, ubudetle, sonra marifetle, muhabbetle, aşk u iştiyakla doldurmuşsanız kalp çanağını, oraya dökülecek her şey kendini yerde bulur. Taşar gider, hiçbir şey orada oturacak bir yer bulamaz.
Evet kalp Allah’la bu ölçüde irtibata geçerse zannediyorum o kendiyle meşgul olacak. Kendi kusurlarıyla, kendi eksiğiyle, kendi gediğiyle meşgul olacak.
İnsan, kendiyle böylesine meşgul olunca, zannediyorum, başkalarıyla meşgul olmaz; hatta en zalimlerle bile…
Onların yaptığı kötülükler yer yer, kendi duygu ve düşüncelerimizin tesirinde kaldığımız zaman, içimizde bir yara yapabilir.
Fakat sizin gibi Allah’a inananlara düşen vazife -bence-
“Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol,
Yol -varsa- budur; bilmiyorum başka çıkar yol!”
Ruhun şad olsun Akif.





