Uhuvvet: Kemale Talip Olanların Yörüngesi

Uhuvvet: Kemale Talip Olanların Yörüngesi

Muhterem Hocaefendi, uhuvvet eksenli vifak ve ittifakın tevfik-i ilahinin celbi adına ne denli hayati olduğu üzerinde duruyor.

Cenâb-ı Hakk’ın tevfiki ve inayeti, uhuvvetin, vifak ve ittifakın olduğu bir yerde şeriat-ı fıtriyenin kanunlarında olduğu gibi cereyan ediyor.

Birbirinin dedikodusunu yapan, kusuruyla meşgul olan insanların olduğu bir yerden Cenâb-ı Hak bereketini keser.

Böyle yaramaz şeylere kilitlenmiş dimağların yararlı ürünler, selim fikirler ortaya koyması mümkün değildir.

Bizim mesleğimizin yörüngesi uhuvvettir.

Eğer Risaleler de diğer kitaplar gibi bir ülfet ve insiyet kurbanı olmuşsa şayet…

Hasımlarımızın müşterekliğinin yanında bizi bir ve beraber olmaya zorlayan binlerce bir ve dünya kadar esas var.

Bir yerde uhuvvet tesis edilmişse, Allah’ın inayet ve keremiyle hemen hizmet ve hizmette verimliliğin çehresine aksetmiştir.

Kardeşlerimiz hakkında “arz ve sema nizamı ile ayakta duruyorsa, bu insanın iç ahenginden dolayıdır” mülahazasını besleme…

Güft ü gûnun, dedikodunun aşılamadığı bir yerde o hizmette bereket olmaz.

Cenâb-ı Hakk’ın bunca lütufları karşısında ah, keşke birbirimizi hazmedebilsek!

Dünyada hiç olmayacak insanlarla bile diyaloğa açıldığımız, herkesi kendi konumunda kabullenip bağrımıza bastığımız bir dönemde; ah, keşke namaz kılan, oruç tutan, bizimle aynı müessesede aynı duyguyu paylaşarak çalışan arkadaşlarla aramızda rahatsızlık duyabileceğimiz hiçbir meselemiz olmasa!

Hz. Ömer Efendimiz: “مَنْ كَثُرَ كَلَامُهُ كَثُرَ سَقَطُهُ”

Kemale talip olan insanlardan kıllet-i kelâm, kıllet-i menâm, uzlet ani’l-enâm beklenir. Dördüncüsünü ben ekleyeyim; kıllet-i şerâb.

Sözlerimize hacir ve tahdid koyarak o şeytanî çerezleri (güft ü gû, dedikodu, gıybet) kullanmayalım…

Allah aramızda uhuvveti tesis buyursun!