Rehberlik Hizmetleri ve Manevî Hayatımız Arasındaki Münasebet
İstidâden insan olanları fiilen insan olma seviyesine yükseltme rehberliği, bizim arkadaşlarımız sayesinde gerçekleştiriliyor.
Evvela, imanın bir nur, bir meş’ale hâlinde insanların içinde yakılması işi Allah’a (celle celâluhû) aittir.
Allah (celle celâluhû) ile münasebeti olmayan insanların sa‘y ve gayretleriyle iman meş’alesinin yanması söz konusu değildir.
Rabbimizle (celle celâluhû) münasebetlerimiz ölçüsünde sözümüz ve sazımız müessir olacaktır.
Sahabe efendilerimizin (radıyallâhu anhüm ecmaîn) en bariz hususiyetleri, “ruhbânun fi’l-leyl, fursânun fi’n-nehâr” olmalarıdır.
Bazılarımız itibarıyla, okuma mevzuunda işi gevşettiğimiz gibi, kalbî ve ruhî hayatımız adına da bir zaaf yaşadığımız muhakkaktır.
Hendesî büyümenin söz konusu olduğu bir yerde, manevî olarak da o ölçüde beslenme mecburiyetindeyiz.
Hakka, hakikate yeni yeni uyanan insanlara Üstad’ın takva tarifinin ötesinde bir takvadan dem vurursanız, insanları inkisara atmış olursunuz.
Üstad Hazretleri: “İçinizden bazıları azamî velâyete, azamî takvaya, azamî ihlâsa, azamî zühde tâlip olmalıdır.”
Eğer bu cemaat içinde azamî kulluğa kilitlenmiş bazı arkadaşlar yoksa, kalbî ve ruhî hayat itibarıyla açlıklar yaşanacaktır.
Ölü hayat veremez… Azamî velâyete, azamî ihlâsa tâlip olunmalı ki o mevzuda dediğimiz şeylere inanmış olalım.
Rehber arkadaşlarımızın, idarecilerimizin manevî hayatları adına belli bir noktada bulunmaları çok önemlidir.
İnsanlar ibadet ü tâatte Allah’a bu kadar yakın olurlarsa, zannediyorum anlamsız sesleri, solukları bile karşı tarafta bir tesir icra edecektir.
Rabbimden dilerim! Gönüllerimizi o azamî takvaya, azamî ihlâsa, azamî sadakate, azamî velâyete, azamî zühde tevcih buyursun.
Rehberseniz sıradan insanlar gibi olamazsınız! İdareciyseniz idare edilenler gibi olamazsınız!





