Meşveretin Usûlü, Ahlâkı ve Sınırları

Meşveretin Usûlü, Ahlâkı ve Sınırları

İstişare ve meşveret nasıl yapılmalı? İslâmî yapılarda kolektif şuur, icmâ, karar ahlâkı ve meşveretin usûlü bu sohbette ele alınıyor. Ferdî aklın sınırları, ashâb-ı re’y, te’vil-i ehâdis ve meşveret sonrası tavır detaylarıyla izah ediliyor.

Sohbetin Satır Başları

  • İstişarelerde fikir üretme ve bunları hayata aktarmanın yolları…
  • İstişare, İslami yapının üzerinde durduğu sac ayaklarından biridir.
  • Ferdi kararlardan ziyade, ma‘şerî vicdanın ve kolektif şuurun söyleyeceği şeyler!
  • Böyle bir dönemde dâhî bile olsak, tek başımıza bazı meselelerin altından kalkamayacağımız muhakkaktır.
  • Ferd-i ferîdler yanılabilirler…
  • Meşveret, tecrübe ve mümarese sahibi, aynı zamanda hadiselerin yorumuna vâkıf olan insanlarla yapılır.
  • Bizim te’vil-i ehâdisimiz, eşya ve hadiselerin yorumu içinde olmalıdır.
  • Meşveret, ashâb-ı re’y ile yapılır.
  • Arkadaşlarımız “dert bu” deyip, bu dert etrafında düşüncelerini yoğunlaştırırlarsa, fikir kendiliğinden ürer.
  • Gündemlerin, meşveret öncesi rûznâmeye kaydedilip istişareye getirilmesi, meşveretin geçiştirilmesidir.
  • Hayatın içinden kaynayıp çıkan problemleri, hemen o anda tam çerçevesiyle rûznâmeye kaydetmeli ve…
  • Meşveret esnasında makul her türlü düşünceye açık olma, engin vicdanların şe’nidir.
  • Bir yerde icmâen ya da ekseriyetle karar alınmışsa, artık muhalefet şerhi koymaya gerek yoktur.
  • Meşverette alınan bir karar hakkında “Ben şöyle demiştim vs.” şeklinde güft ü gû katiyen caiz değildir.
  • Meşvereti idare eden kimse, o bile o mesele hakkında tek bir kelime konuşamaz; çünkü icmâ in‘ikâd etmiştir.
  • Meşverette karar verilmişse, artık aleyhinde fikir beyan edilmez.