103
Anlamadı bu büyüyü akl-ı beşer,
Görmedi görmeyen kendi gözlüğünden;
Beyanın letafeti tıpkı bir kevser,
Mahmurdu içenler onun lezzetinden.
Nûş eden mest olmuştu ışık çağında,
Mey meşk ediyorlardı hep bir ağızdan;
Nağmeler vardı bahçesinde bağında,
Duyulmadık seslerle kemandan, sazdan…
Yanabilsek bizler de külsüz-dumansız,
Karışsa âhlar bülbül nağmelerine;
Oluveririz mekânsız ve zamansız,
Döner âhlar Ashâb inlemelerine…
***
103