ÖN SÖZ
ÖN SÖZ
“Kalemin Son Secdesi: Bir Ruhun Mısralara Gömülüşü”“Kalemin Son Secdesi: Bir Ruhun Mısralara Gömülüşü”
Süreyya Yayınları heyeti olarak, elinizde tuttuğunuz bu eserle ilgili bir “ön söz” kaleme almak bizim için yalnızca bir editoryal görev değil; kelimelerle susmak, sessizlikle konuşmaktı. Zira Münacat ve Naatlar, bir kalemle yazılmış bir kitap değil; binler secdeyle yazılmış bir hayattır. Bu kitap, bir insanın Allah’a açılan ellerinin, Peygamber’e yönelen yüreğinin, bazen bir “âh”, bazen bir “Hû”, bazen de sadece bir “gözyaşı” hâlinde mısralara dökülmesidir.
Bu eser bildiğimiz anlamda bir kitap değildir…Bu eser, ömrünü “O’nsuz geçen her an hazandır bana.” diyerek geçirmiş bir kalbin külsüz-dumansız yanışıdır.Bu eser, “Gönül bildiğinin müptelasıdır.” diyen bir ruhun aşk atlasıdır.
O hâlde ne söylenebilir?Biz, bu kitap hakkında cümle kurmaya çalışırken, hep bir ömür sevdasını şakıyan Bülbül’ün içli nağmelerine kulak kesildik.
Çünkü bu kitap, sıradan bir edebî metin değil; kelimelerin secdeye durduğu, metaforların huşû ile sükûta erdiği bir manevi haritadır.
Bu kitapta iki ırmak birleşir:Biri münacat, diğeri naat…İlki, kulun kendi gölgesinden bile utanarak, En Vefâlı’ın kapısına kapanmasıdır.